Yilmaz Kardesler Hacı Mehmet,Metin ve Tamer; üç kardes birlikte çıktıkları bu yolculukta her daim yardımlaşma ve dayanışma içerisindeler,Kararları birlikte aliyor,kararlılıkla hedeflerine yuruyorlar.

Cihanbeyli de Yıllar önce küçük bir tostcu dükkanından bugün İnşaat, Hayvancılık,Kum Ocağı,Yol Yapimi, Alışveriş Merkezleri ve Son olarak SOYLUHAN ET ENTEGRE Tesisi ile Faaliyetlerini hız kesmeden sürdüren Engin Group Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Yılmaz ile bugünü ,yarını ve SOYLUHAN ET ENTEGRE Tesislerini konuştuk.

Tamer Yılmaz kardeşlerin en küçüğü genç girişimcilerden biri Kasaplıktan başladığı işinde bugün Türkiye’nin kapasitesi en yüksek kesimhanelerinden birine ulaşmış  durumda. Yılmaz, tesislerinde en önemli unsuru hijyen koşulların oluşturduğunu belirtirken, sektörün çözüm bekleyen sıkıntısının merdivenaltı et kesimi olduğuna vurgu yapıyor.  Şirket 2008 yılında Konya’nın Cihanbeyli ilçesinde kurulmuş. İlk Belediyenin  kiralık mezbahanesinde başlamışlar. Modern tesisi kurana kadar orada üretim yapmışlar. Yaklaşık 10 yıldır et sektöründe hizmet veren bir  aile şirketi.  Marka ismi Soyluhan Et Entegre Tesisleri olarak tescillemişler.  İşe ilk olarak kendi marketlerinin et ihtiyacını karşılamak üzere hayvan kesimi ile başlamışlar. Konya’nın Kulu ilçesinin Cihanbeyli beldesinde birçok aile buraları bırakıp yurtdışına giderken onlar topraklarına sahip çıkarak ülkeye katkıda bulunmayı hedeflemişler.

Tesisinizin özelliklerinden söz eder misiniz?

Günlük 100 ton kesim kapasitemiz söz konusu. Bunun yaklaşık 20-30 tonunu kemiksiz yapabilir. 60 personel ile çalışıyoruz. Ancak tam kapasite çalıştığımızda 100 kişilik bir istihdamımız mümkün. Yaklaşık 10 milyon dolar yatırım yaptık. Ancak yaklaşık 2-3 milyon dolarlık daha yatırıma ihtiyaç var. İleri işleme dediğimiz salam, sosis, sucuk gibi ürünlerin işlenmesi ile ilgili yatırım. Ama et politikaları düzelmeden yeni yatırım yapmayı düşünmüyoruz. Eğer geleceğe umutla bakabileceğimiz sektör politikaları olursa, elbette yatırımımızı gerçekleştiririz. Neden olmasın, Türkiye’ye katma değer sağlayacak tesisler yaptık. Desteklenmemiz gerektiği bir gerçek. Bir şekilde ortak noktayı bulup bunun kararını vermek lazım

Geçmişte hayvanı kucaklıyorduk, arabanın üzerinde kesiyor ve de götürüp dolaba asıyorduk. Yani bilek gücü ile iş yapıyorduk. Şu anda tesisimizde kasaplar sadece bıçaklarını kullanıyor. Ağır kaldıracakları bir işleri yok. Elemanlarımız kasaplık yapmıyor, adeta lokanta çalıştırıyor gibi… Hijyen anlamında inanamayacak kadar temiz. Bir üstadımızın yıllar önce “Türkiye’de mezbahaneler camdan olsa hiç kimse et yemez” derdi. Türkiye’de mezbahaneler artık camdan. Devletin bu yöndeki politikaları çok doğru. Bize camdan mezbahaneler yaptırdılar. Dışarıdan kapıdan girdiğinizde o huzuru yaşayabiliyorsunuz.

Merdivenaltı kesimhaneler konusunda durum nedir?

Bizlere camdan mezbahaneler yaptırıldı ama merdivenaltı kesimin önüne de kimse geçemedi. Bunlar ne olacak? Diye bize soran yok.

Modern tesisleri kendi iradeniz ile yapmadınız mı?

Elbette kendi tercihimiz oldu ancak söylemler de aksi bir kesimin olamayacağı yönündeydi. Ama söylendiği gibi olmadı. Merdiven altının önüne geçilemedi.

Bu anlamda yapılan kesimler sizi ne oranda etkiliyor?

Bizim tesislerimizin ticari maliyetleri eskiden yüzde 1’ler oranındayken, şimdi yüzde 6-7 oranlarında. Bir kere o noktada 1-0 yenik başlıyoruz. Adam kaçak kesim yapıyor sıfır işletme maliyeti ile benim rakibim oluyor. O zaman ben de gidip arabanın üzerinde kesim yapayım… 60 çalışana gerek yok bu durumda 10 kişi ile işimizi yürütebiliriz. Bu durumun önüne geçilmesi kaçınılmaz. Ette merdivenaltı üreticisini durdurmadığımız sürece,  bizim tesislerimizde üretim yapmak gibi bir şansımız yok. Bizim tesislerimiz gibi her hangi işletme varsa merdivenaltı üreticisinden kurtulması lazım. Çünkü bu işte yüzde 5-6 gibi oranlar büyük rakamlar.

 

Türkiye’de yerli hayvancılığın gelişmesinde size göre formül nedir?

Bu işin doğru gitmesi için damızlıkların kesimi tümüyle durdurulmalı. Gebe düve ithalatı kesintisiz yapılmalı. Özel birileri değil, herkes istediği kadar hayvan getirmeli.

Türkiye’de ırk değişmediği sürece hayvancılık yapma şansımız yok. Avrupa ile aramızda 5-0’lık bir mağlubiyet var. Onlar et ırkı besliyor, biz et için süt ırkını besliyoruz. Dolayısıyla süt ırkını süt için, eti de et için beslemeliyiz. 7 ayda çıkacak besiyi biz 13 ayda çıkartıyoruz. Meralarımız sürülüyor, hayvanlarımızı gezdirecek otlatacak yerimiz yok. Türkiye’nin dörte üçü mera ancak şu anda mera bulamıyoruz. Bunlar çok büyük sıkıntı ve çözülmediği sürece Türkiye’de hayvancılık yapma şansımız sıfır