BULDUK TEKKESİ GERÇEĞİ-1
Cihanbeyli'nin Bulduk Mahallesinde bulunan BULDUK TEKKESİ’yle ilgili yıllardır süre gelen rivayetler olmuştur.

(Rivayete göre Hoca Ahmet Yesevi irşat amacıyla talebelerini Anadolu’ya gönderir. Öğrencilerden birisi de eski Tatarhan Medeniyetinin merkezi olan bugünkü Bulduk’un olduğu yere gelir. Harabe halinde bulunan kiliseyi(????) camiye çevirir. Anadolu’nun muhtelif yerlerinde görevlerini tamamlayan öğrencileri Hoca Ahmet Yesevi belli bir yerde toplar. Ancak içlerinden birisini bulamazlar. Uzun araştırmalar neticesinde o öğrenci Bulduk Kasabasındaki Tekkenin olduğu yerde bulunur. O öğrenciyi bulunca diğer arkadaşları : “bulduk” diye sevinç naraları atarlar ve böylece o tekke Bulduk Tekkesi, Tekkenin bulunduğu yer de Bulduk köyü olur.)

Bu rivayetlerin ne kadar gerçekçi olduğu hep bir muammadır. Zira bunu ispat edecek elde ne bir belge nede bilgiyi doğrulayacak yazılı kaynak olmuştur.

Yıllardır süren tekkeyle ilgili belirsizlik bu gün itibariyle gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Tabiri caizse belgeleriyle, bilgileriyle, yazılı kaynaklarıyla samanlıktaki iğne bulunmuştur.

Bulduk Tekkesiyle ilgili bundan önce hiç bilinmeyenlere ulaşmanın mutluluğu eminim sizleri de çok mutlu edecektir.

İsterseniz önce tekke ve zaviyelerle ilgili genel bir bilgi edinelim.

TEKKE
Tekke, tarikat etkinliklerinin yürütüldüğü yapılardır. Tekke yapılarının büyüklüğü tarikatlara göre değişir. Tek bir mekândan oluşan tekkelerin yanı sıra, geniş alana yayılmış birçok yapıyı barındıran külliye görünümlü tekkeler de vardır. Tekkelerin tek bir mekândan oluşanları genellikle tarikata bağlı kişilerin haftanın belirli günlerinde bir araya geldikleri, tarikata özgü törenleri düzenledikleri yapılardır.

 

ZAVİYE
Tekkelere göre daha küçük olan tarikat yapılarına zaviye adı verilir.
Konya-Cihanbeyli ilçesinin Bulduk Kasabasında bulunan ve halk arasında BULDUK TEKKESİ diye bilinen yer tekke değil bir zaviyedir.Osmanlı Arşivlerindeki araştırmalarımız neticesinde bu bilgiye ulaşılmıştır.1700 yılındaki Osmanlı padişahı Sultan II.Mustafa Han zamanındaki resmi yazışmalarında ‘’Kureyşözü Kasabasındaki BULDUK DEDE ZAVİYESİ VAKFI zaviyedarlığına (yöneticiliğine)…..(1) diye devam eden tarihi bir belge, bu mekanın hem tarihininbilinmesine hemde bir zaviye olduğuna ispat etmektedir.

 

TARİHİ BELGELER NE DİYOR
Bulduk Dede Zâviyesi Vakfı: İnsuyu'na bağlı Bulduk Dede Köyü'ndeki vakfın Bulduk Dede Köyü'nden 877, Pınarbaşı Mezraası'ndan 120, değirmenden 300 ve Koşhisar'daki tuz ocaklarından 1.000 akçe olmak üzere yıllık 2.297 akçe geliri vardır. Aşık Paşa'nın müritlerinden cemaat-ı evlâd-ı Şeyh Menteşe burada sakin olup, 100 akçe yıllık geliri vardır (Vrk. 31a).

Bulduk Dede Sultan Vakfı ve öşürün onda birinin dergaha verilmesine, Seyyid Mahmut Oğullarına vakfedilmesine Fatih Mehmet?in izni olduğuna, diğer kazançtan üçyüz akçeden yukarısından belirli yüzde sığırdan bir diğer kazançtan üçyüz akçeden, altmış koyundan yukarısından belirli yüzde akçe alınması kayıtlarda yazılıdır. Eski Konya defterinden 920 no dan alınmıştır
Zaviye NEDİR

Zaviyeler, büyük yerleşim alanları dışında, küçük köy ve kasabalarla yollar üzerinde açılıyordu. Çevredeki dervişlerin toplanma yeri olmasının da ötesinde kimi görevleri vardı. Özellikle Türk dünyasının çeşitli yerlerinden gelen derviş ve tâcirlerin yolculuklarını rahat biçimde yapmalarını sağlamak, bu görevlerin başında geliyordu. Zaviyelere gelen derviş ve yolcular, buralarda konaklıyor, dinlendikten sonra yoluna devam ediyordu.
Anadolu'da açılan ilk zaviyelerden itibaren bu sosyal görev zaviye vakfiyelerinde açıkça belirtiliyordu. Buna göre Türk dünyasından gelen misafirlerin yeme, içme ve barınma gibi zaruri ihtiyaçları karşılıksız olarak üç gün boyunca karşılanıyordu. Ayrıca, misafirlerin kimlikleri tesbit edilerek ilgili makamlara bildiriyordu, misafirler de geldikleri yerler hakkında bilgi veriyorlardı,
Zaviyeler, Selçuklular zamanında kurulmaya başlanmış ve Anadolu'ya gelen derviş-gazilerle Anadolu'da hızlı bir şekilde yayılmıştır. Zaviyeler ilk kuruluşlarından başlayarak çok yönlü hizmet yerleri olmuş, her türlü faaliyetin yapıldığı merkezler durumundadır.

Zaviyelerin eğitim ve öğretim kurumu olabilecek şekilde bölümlendirilmiş ve düzenlenmiştir. Sohbetler ve eğitim oturarak yapıldığından düzenleme ona göre yapılmıştır. Zaviyeler, genellikle insanı çekecek şekilde en güzel halılar, avizeler ve bakırdan yapılmış şamdanlarla donatılmıştı.

Bu zâviyeler, Osmanlı'nın kuruluş devrinde çok ciddi hizmetler vermiş, zaviye kurup işletmek idarî-hukukî bir kurum haline gelmişse de, zaman içinde ana gayesinden uzaklaşmıştır.
Fatih, Yavuz ve Kanuni dönemlerinde ayrıntılı olarak mal varlıkları kayıtlara alınmıştır.
Bulduk Dede Sultan Vakfı ve öşürün onda birinin dergaha verilmesine, Seyyid Mahmut Oğullarına vakfedilmesine Fatih Mehmet’in izni olduğuna, diğer kazançtan üçyüz akçeden yukarısından belirli yüzde sığırdan bir diğer kazançtan üçyüz akçeden, altmış koyundan yukarısından belirli yüzde akçe alınması kayıtlarda yazılıdır.( Eski Konya defterinden 920 no dan alınmıştır.)
Tekke ve zaviye denilen yerlerde yaşayan dervişler olduğu gibi, köy köy dolaşarak halkı irşad eden dervişler de vardı.

Osmanlı Devletinde yeni feth edilen topraklara yerleşerek burada zaviyelerini kuran dervişler, hem buralara yeni yerleşen Müslüman halkı irşad, hem de yerli gayri müslim ahaliye İslâm'ı tebliğ vazifesini yerine getiriyorlardı. Gittikleri yerlere katıldıkları ordu ile beraber bazan ordudan da önce İslâm'ın mesajını götüren bu hakikat erleri çoğu zaman ordu geldiğinde yöre halkının gönlünü fethetmiş oluyor ve askeri fethi kolaylaştırıyorlardı. Ayrıca, tarikatlar halk arasında dini inançların daha da kökleşmesini ve manevî coşkunluğun artmasını sağlıyordu(2)

Osmanlı Devleti vergi sisteminde zaman zaman vakıflardan vergi alınmadığını görmekteyiz.
Osmanlı padişahı I.Abdülhamid zamanındaki bir belgede şöyle denilmektedir. ‘’Konya ili Turgut kazasının İn Suyu'nda Bulduk köyünde Bulduk Dede Zaviyesi vakıfları reayasından(otlatılan hayvan sürüsü) tekalif (teklif,vergi) ve salyana (Osmanlı Devleti’nde yılda bir kere verilen maaşa ve bazı eyaletlerden toplanan ve yılda bir kere İstanbul’a gönderilen vergiye verilen ad)istenilmemesine dair emir verilmesi.’’(26 Şubat 1777) (3) Yazısı da buna örnek olup, yine bize BULDUK DEDE ZAVİYESİ VAKFIYLA ilgili önemli bilgiler vermektedir.
Sonuç olarak BULDUK TEKKESİ diye bildiğimiz yer BULDUK BABA ZAVİYESİDİR. Osmanlı Devlet belgeleri bunun ispatıdır. Elimizde artık tarihler ve belgeler bulunmaktadır. Umarım bu tarihler ve belgeler bir başlangıç olur.Tekkeyle ilgili rivayetlerin yerinibelgeye dayalı gerçek bilgiler alır.Zira bu mekanın tarihinin Selçukluya kadar uzandığı kanaatindeyim.Araştırmalarımız devam etmektedir.
Yeni bilgilere ulaşıldığında sizlerle paylaşılacaktır.
1-Osmanlı Devlet Arşivi Dosya No.642
2-Sina Aksin, ed, Osmanlı Devleti; 1300-1600, Cem Yay., İstanbul; 1989, sh. 24)
3- Osmanlı Devlet Arşivi Dosya No.360