Cihanbeyli’nin ilk adı Esbikeşandır. Daha sonraları “İnevi” adını almış ve uzun yıllar İnevi adını taşımıştır. Esbikeşan İlçesi ilçelikten bucaklığa, bucaklıktan ilçeliğe çok kez yer değiştirmiştir..

Cihanbeyli'nin ilçe oluşu ise Cumhuriyet tarihiyle özdeştir İlçeye asıl yerleşimler 1 50 yıl kadar öncelere dayanmaktadır. Cihanbeyli'nin ilk adı Esbıkeşan'dır Doğu illerinden göç edip gelen halk, şimdiki ilçenin bulunduğu tepedeki inlere yerleşmiştir Önceleri inleri ev, yurt olarak, daha sonra ağıl, ahır, depo, samanlık olarak kullanmışlardır. İnsanların evleri konut olarak kullanması nedeniyle buraya İNEVI adı verilmiş ve uzun sure bu adı taşımıştır

Esbikeşan ilçesi, ilçelikten bucaklığa, bucaklıktan ilçeliğe çok kez ver değiştirmiştir Kesin tarihi bilinmeyip, tahmini rakamlara göre 1880 yılları civarında Esbikeşan ilçesine Konya eyaletinin Vali paşası gelir. Gerekli denetimlerini yapar, ilçeyi birçok hizmetler yönünden yetersiz bulur ve bıı dahaki ziyaretine kadar bu eksikliklerin giderilmesini ister. Tekrar geldiğinde işlerin yapılmadığını görünce kızarak Koçhisar’a yollanır Koçhisar’daki izlenimlerinden hoşnut kalan Vali, Esbikeşan'dan ilçeliği alarak Koçhısar'a verir ve İnevi bucağı adı altında Esbıkeşan'ı oraya bağlar. Bu arada Inevı yöresine gelip yerleşmeler artar.

Koçhisar’dan bağlantısı kesilir, sıra ile Sille, Kadınhanı ve Yunağın o zamanlar ilçe olan Hatırlı Köyüne bağlanır.

Bu arada Cihanbeyli’nin 35 km. batısında olan ve yeni  iskana açılan Böğrüdelik Köyü de turlu yerleşmeler sonucu büyümektedir. Boğrudelığe Canbekli aşireti yerleşir. Böğrudelık 1928 yılında ilçe merkezi olur. Cihanbeyli de Mürselı Efendi Nahiyesi adını alarak bu ilçeye bağlanır. Böğrüdelik Köyü 20 Yüzyıl başlarında Sibirya Bölgesinden gelen Ozbek-Tatarların yerleşmesi sonucu kurulmuş bir köydür. Meşhur Alim ve Seyyah Abdurreşit İbrahim Efendi bu köye mensup olup Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde ülke içinde ve dışında, özellikle japonya'da bulunduğu dönemlerde devlete faydalı hizmetlerde bulunmuş bir din adamıdır

Geçen asırda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelerek bu yöreye yerleşen Can bekli  aşireti kışın ve ilkbaharda Tuz Gölü ve Haymana arasındaki bölgede sürülerini otlatmışlar, yazında Ankara'nın kuzeyindeki dağlık bölgede dolaşmışlardır. Yine aynı devrelerde Tuz Gölü doğusundaki Peçenek havzasına gelen Türkmen aşiretleri bu tabii otlaklardaki subaşlarına obalar halinde yerleşmişlerdir. Daha sonraları beliren yerleşik hayat ve artan nüfus, halkı yavaş yavaş hayvancılıktan iklimin gerektirdiği tahıl ziraatine doğru sevketmiştir.

Cihanbeyli'nin ilçe oluş hikâyesini o zamanlar nahiyede CHP başkanı olan ve bir ara nahiye müdür vekilliğine bakan Alı Fuat BELGİN şöyle anlatıyor.

"Nahiye Muduru ayrılmıştı. Konya Valisi İzzettin Çağpaı beni nahiye mudur vekili olarak tayin etmişti Bıı gun gizli bir yazı aldım Erkan-ı Harbiye Umumiye Reisi Mareşal Fevzi Çakmak'm Ankara'dan Konya'ya geleceği için yollarda emniyet tedbiri almam bıldııılıyordu. İcap eden tedbir alındı, yukarıda bulunan nahiye binası önüne ağaçlarla suslu bir tak yaptırdım. Tak'dan binaya kadar halılar döşettim. Mareşal beklemediği bu manzara karşısında arabasını durdurdu, kendisini karşıladım, arabadan indi ve nahiye odasına geldiler. Kahve ikramından sonra Nahiyenin karşı tarafındaki bahçemde hazırlattığım vemeğe davet ettim. Kabul ettiler. Yaverini yanma çağırarak, Konya'ya Fahrettin Altay Paşa'ya telefon etmesini ve gecikeceğini bildirmesini emretti. Bu arada ben de kendilerine; "maalesef Nahiyemizde ne telefon, ne de telgraf var Mareşalim" dedim. Uzuldü ve bu eksikliğimizi yaverine not aldırarak yapılmasının teminim emretti.

Maiyetiyle beraber bahçede yemek yedik, konuşurken yakınımızda Tuz Gölü olduğunu, develerle tuz çıkarılarak yığınlar yapıldığını anlattım, bunun üzerine görmek istediler. Beni de otomobiline alarak Tuzla'ya gittik. Oradan ayrıldılar ve Konya'ya gittiler. Daha sonra da nahiyeye devlet büyüklerinden gelenler oldu ve kendilerini elimizden geldiğince ağırladık. Nahiyenin kaza olması için kendilerinden ricalarda bulunduk. Sonunda Böğrüdelik'ten ilçelik alınarak 1929 yılında Cihanbeyli ilçe oldu."

İç Anadolu Bölgesi’nde Konya İline bağlı bir ilçe olan Cihanbeyli, kuzeyinde Ankara ve Kulu, güneyinde Konya Merkez ilçesi, doğusunda Tuzla Gölü ile Niğde, batısında da Yunak ve Sarayönü ilçeleri ile çevrilidir. Cihanbeyli, Konya ilinin 100 km. kuzeyinde, Tuz Gölü’nün batısında yer almaktadır. Ayrıca Türkiye’nin yüzölçümü bakmından en büyük ilçesidir.

 

İlçe toprakları Cihanbeyli Platosu üzerinde yer alır. Bu plato, kuzeyde Haymana ile güneyde de Obruk platoları arasında, bir çöküntü alanıdır. Denizden 1.000 m. yükseklikte olan platonun üzerinde yer yer tepecikler bulunmaktadır. Bunların başlıcaları Nuras Dağı tepesi (1.566 m.), Kırklar Tepesi (1.736 m.), Kandil Tepe (1.363 m.), Kırkarşın Tepe (1.321 m.), Bağtepe (1.043 m.) ve Çayırtepe’dir (1.357 m.). Bu plato doğuda Tuz Gölü’ne doğru alçalmaktadır. Neojen döneminde oluşmuş tortullar üzerindedir. Yer yer çakıllı, kumlu, killi tortullar ve tuzlu yapıların olmasına rağmen kalkerli bir oluşumdur. Plato üzerinde yaz aylarında kuruyan küçük akarsular bulunmaktadır. Cihanbeyli’deki bir başka düzlük alan da kuzey-güney doğrultusundaki Altıntekin Ovası’dır.

 

Cihanbeyli Ovası’nın bir bölümünü sulayan İnsuyu Deresi ilçenin başlıca akarsuyudur. Büyük bir bölümü ilçe toprakları içerisinde kalan Tuz Gölü’nün yanı sıra Tersakan, Bolluk, Musalar, Süt, Acı, Adil ve Köpek gölleri de ilçe sınırları içerisindedir.

 

Cihanbeyli’ de tarihi eser olarak; Çorca Höyüğü, Akçaşar Köyü yakınlarındaki Bizans kalıntıları günümüze kadar gelen tarihi eserlerdir.