Cihanbeylide akşamları köy odalarında veya aile sohbetlerinde sıklıkla tüketilen kavurga unutulmaya yüz tutan tatlardandır.

Bir çoğumuzun adını bile bilmediği, bir çoğumuzun da adını duyup tadını bilmediği bir çerezdir Kavurga. Tadını bilenler de artık yapılmadığı için damaklarda kalan eski bir lezzet olarak kavurgayı anmaktadırlar.

Kavurganın günümüze sadece adının gelmesinde buğdayın ticari bir ürün olarak satılmaya başlaması yatmaktadır. Buğday önceleri bulgurun, yarmanın, unun ve kavurganın yapılması için elenir temizlenir ve muhafaza edilirdi.

Buğday ekmek demekti buğday aş demekti. Böylesine önemli bir ürünün satışı ve paraya dönüştürülmesi o günler için mümkün gözükmemektedir.

Sonuç itibariyle kavurganın artık yapılmayışı buna bağlı bazı kültürel değerlerinde kaybolmasına neden olmuş olabilir.

 

Kavurga ana yemek olmayıp sıcak ve atıştırmalık bir gıda olarak tüketilirdi. Ana öğün olmayışı o günler için keyf verici bir atıştırma olarak yorumlana bilir. Zira çetenenin kavurganın içine atılmasında da keyifli geçirilen vaktin süresini uzatmaktaydı.

Kavurga sıcak sıcak ve avuçla yenirdi. Taneler küçük olduğu için avucun içine alınır kimi zaman soğrularak ağza çekilir kimi zaman da ağza atılırdı.  Bu keyif verici çerez kalabalık ortamlarda tüketilir. Sohbetlere canlılık katardı.

Köy odalarında sohbetlere can vermek için  kuralara yazılırdı. Kavurga yazılı kurayı çeken eve gider kavurgayı kavurtturur köy odasına getirir orda tüketilirdi.

Böylesi bir lezzetin unutulması kültürel bir değerin kaybı olarak yorumlanabilir.  Kavurganın etrafında dönen sohbetler, eğlenceler, köy odaları da kavurgayla son bulan kültürel zenginliklerimizdi.