Analar..

Elleri nasırlı,alnında kara yazması inmeyen çilekeş analarımız.

Emektar,emekçi analarımız.

Hiçbir günü olmayan bir gün yüzü görmemiş analarımız.

Bir ananın görevi sahi neydi?
Sadece doğum sancısı ve acısı değildi,
Ne çileler ile o evlatları doğurup büyüttüler.

Şimdi makine ile yapılan ve hazır olan çoğu şeyler o zamanlar el ile yapılırdı.

Zamanın en ağır işçileri kadınlar ve analarımızdı.

Analara vakit yetmediği için hep şafaktan ayaktaydılar.

6-8-10 çocuk doğurup büyütmek her babayiğidin harcı değildi.
Çocukların bezleri el ile yıkanır,
Başları tandırda yada sobada ısıtılan su ile yıkanırdı.
Bunları ayrıntıları ile anlatmaya ne zaman nede sayfa yetmez..

Çocukların çeyizlerini hazırlayan o anne,
Kilim dokuyan o anne,
İşleme yapan o anne,
Bir ayağı tarlada,bir ayağı bahçede,
Bir eli sırtındaki çocuğunda diğer eli çapada olan o anneler..

Bahçeyi belleyip karık yapan o annelerdi,
Kuyudan su taşıyıp sulayan o annelerdi,
Çeşit çeşit sebze ekip bunları hem yazın ve kışın yemek için yetiştiren erzak yapan o annelerdi.

8-10 kişilik bir ailenin incecik yufka ekmeği bu usta ellerden geçerdi.

Ailenin birer üyesi gibi bakılan hayvanlarda bu annelerden sorulurdu.

Süt sağma,
Sütü makineye vurup bununla peynir yapma,
Yağ,yoğurt yapma analardan sorulurdu.

Kışlık yakacak için tezek yapma,
Çalı çırpı toplama,
Sap saman ayırma yine anaların aldığı bir görevdi.

Yün yıkama,
Yünü kurutup çırpma,
Bunu ip haline getirme bununla kilim dokuma çocuklarına çeyiz hazırlama yine çilekeş anaların göreviydi..

Birde yükü ağır olan o analara dahada yüklediğimiz yüklerimiz.

Kaç yaşında olursak olalım gördüğümüzde çocuk olup nazlandığımız analarımız.

Evlensende,
Evin ayrı olsada,
Gurbette olsanda en ufak bir durumda koşup yada telefonu eline alıp aradığımız,kaygımızı,derdimizi yüklediğimiz analarımız.

İzinlerde tüm kardeşleri,torunları bir araya getiren baba ocağı ana kucağımız.

O üzülmesin,bu darılmasın kardeşler bir birine küsmesin diye hepsinin arasında bir köprü olan derdi kederi içine akıtan dert ortağımız,
Altından üfleyerek,püfleyerek kaldırmadığınız yüklerinizide kaldırııp omzuna atan analarımız.

Kadan belan bana gelsin diyen,
Sana kurban olurum derken içten ve gerçekçi söyleyen tek varlığınız.

Yaslanacağınız en güvenilir son kapınız,
Son durağınız,
Dört duvar arasında kalmış çilekeş analarımız..

Yaz yaz bitmez.
Ben bazı özetler ile kısa yazmaya çalıştım.

İnanın ayrıntıya girsem ve hepsini yazsam günlerce yazsam bitmez.

İşte biz böyle bir zamanın anılarından,analarından geliyoruz.

O anaların çoğu bir gün yüzü görmedi,
Birgün yüzleri gülmedi.

Çoğu daha güzel bir hayat yaşamak için anne ve babayı dört duvar arasında bıraktı.
Halbuki en güzel yaşam onların yakınında olmaktı,
Onlarla beraber yaşamaktı..

Anam,
Çilekeş anam,
28 senelik gurbetim,28 yıllık özlemim,bir daha göremediğim,hiç bitmeyen davam.

Vefat eden analarımıza Allah'tan rahmet dilerim.
Sağ olanlara uzun ve sağlıklı ömürler dilerim.

Sayfamdaki anaların anneler gününü kutlarım..

Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun..
Mustafa Deveci ✍️