Bozkırın çocukları - Avusturya

Bozkırda zaman hızlı akar, güneş alabildiğine çömerttir, yağmurlar nazlıdır, naz yapmadan toprağa damlasını yağdırmaz , rüzgarlar evin deli dolu çocuğu gibidir,ne yapacağını kimse önceden kestiremez hele birde güneşte kavrulmuş kuru toprağı önüne kattımı Toloz dediğimiz bozkır fırtınasını görün siz, göz gözün görmediği, annelerin koşarak evlerin kapı penceyi kapatması, plastik kap kaçağın adeta göç ettiği, çobanların, yaylakta olan koyunların bir arada tutması, çoban bilirlerki kurt puslu sisli fırtınalı havayı sever, çoban ile kurt arasındaki mücadele kapma kaptırmama havasında geçer, ve bozkırın yaşam imkanları hep sınırlı olmuştur,

Kasabamızın en büyük geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır bunun dışında batı avrupada yaşayıp çalışan insanlarımızın ülkeye getirmiş olduğu dövizdir,
1960l ların ortası Almanya, 1980 lerin başı Ísviçre, 1990 ların başı Avusturya işçi alımına başladı, özellikle Avusturya işçi alında kasabada adeta genç kalmadı, ortaokulu bitiren pasaportunu çıkartıp iki üç arkadaş bir olup Avusturyanın yolunu tutuyordu, o senelere kadar Avusturya yöre insanımız tarafından pek gidilmeyen bir ülke idi, Avusturya Para birimi olan Şilinde pek değerli bir para değildi, zaten rahmetli Zeo mole usfi olle ( zeynep aksoy çolak). Avusturya için karatepe mahallesi lakabını kullanmıştı, Avusturya yı Avrupadan saymıyordu, gidip gelenlerin yüzleri bembeyaz değildi, ne bilsin dağların ayazını yediğini

Gidip gelen arkadaşlara soruyorduk ne var ne yok oralarda, onlarda Eylül de dağın başında bulunan otellere gidip nisana kadar orda kalırdık, meğersem Avusturya dağ kar turizmi olan senede milyonlarca turistin gidip geldiği zenginlerin kayak yaptiğı, soğuk dağları,yağan karı paraya çevirdiği, Alp dağlarının harika manzaları olduğu ülkede, o otellerde bizimkiler bulaşıktan garsonluga aşçılığa her işi yaptılar, dili öğrenip, gözü açılıp, uyum sağlayınca artık ovaya inme zamanı gelmişti, Viyana, Graz, linz, landek, te girişimci ruhu olanlar, pizza döner dükkanları, taksi durakları restaurantlar,,berber ,bakkal dükkanları peş peşe açıldılar, kasabaya ait kahvehanemiz bile var,

Ve sonra Graz küçük bir Gölyazi kasabası oldu, düğünler, sünnetler, etkinlikler, artık hepsi oralarda hele birde snitzel adı verilen bir el büyüklüğünde kızartılmış tavuk göğsünü yiyen bir daha izin dışında köyüne dönmedi,
Yeni nesil artık okuyor, meslek sahibi oluyor, Almancayı ana dili okuyup yazıyor, yaşadığı ülkeye uyum sağlayıp, gelecegini burda kuruyor, ev sahibi oluyorlar, yönetici oluyorlar, şirket sahibi oluyorlar,

Bozkırın güneşinde yanağı yanmış, yalın ayaklı, cam kırığı ile ayağı kanayan, sümüğünü yırtık fanilasıyla silen, bir avuç buğday alabilmek için kamyonun arkasından koşan bozkırın çocukları bugün eskisi gurur duyup, bugün ise başarısın haklı gururunu yaşıyor, hepinize selam olsun,
16.01.2021.