Güneşin kadınları

Bizim oralarda kadınlar hep güneşten önce uyanırlar, güneş onların üzerine hiç doğmadı, kadınlar sabahın ilk ışıklarına bir gözünü yumarak, diğer gözünü ovarak bir ömür güneşin doguşuna şahitlik etmişlerdir,

Geceden ekmek yapacağı bakır leğeni, un çuvalını, ekşi mayayı ( havir tırş) sac ( zel) dastiv ( uzun demir çubuk) biraz tezek kurutulmuş diken ( konkol) varsa birazda yanmş motor yağını aşhanedeki bacanının yanında bırakıverir, ertesi gün ekmek yapılacaktır,
Bahar gelmiş nadasa giden işçiye koyunu otlatan çobanın heybesine günlük ekmek konulunca hemen bitiveriyordu

Sabah kimse uyanmadan bakır leğenine ununu tuzunu mayasını iki eliyle yogura yoğura hamur kıvamını alınca sofra altı bezini üstüne örtüp hamurunu dinlenmeye bırakırdı, bu arada daha güneş doğmamıştır,,sokağı aydınlatan lamba daha sönmemiş, sadece köpeğin havlama sesi gelmektedir,
Bacanın önünde ekmek tahtasını kendine çekip bezeleri sıraya dizip ateşi körükleyip oklavayla düzleyerek ekmek yapına başlanır sacın üzerindeki ekmegi bir o yana bir bu yana çeviriyordu, tamamen sabır hamaratlık ustalık, beceriklik ve sorumluluk içerisinde gün öğleyi vurmadan ekmeğini bitirmiş diğer işlerine yönelmiştir,
Evdeki yaşlı ana babasını kahvaltısını vermiş çocuğu okula göndermiş, evi çekip çevirmiş, anneler vardı

O neslin Anne babaların çoçukları bugün avrupalarda döner tezgahının arkasında, pizza hamur teknesinin yanında, fabrika köşelerinde, uzun yollara direksiyon sallarken anneleri gibi güneş doğmadan iş başı yapan işçilikten, annesinin doğru dürüst iki kelam türkçe konuştuğuna şahit olmamış çoçuklar bugün doktor, avukat öğretmen, müdür, mühendis oluverdiler,
Bugün güneş onların üzerine doguyor rahmet ile dua ile iyi ki anneler var.
08.05.2020