Kader böyle istedi

Ne çok öldük,
Ne çok ölüyoruz bu aralar,
Genç yaşta yitip gidenleremi, yoksa geride kalıp dört duvara mahkum olup kolu kanadı kırılan,yastığa baş tutmayan gecenin karanlığında siģarası ile arkadaş olanlar, soğuk kaldırım taşında oturup boş gözlerle etrafa bakan olup bitene akıl erdirmeye çalışan ,gökten benim için yazılan kader deyip boyun büken razı olan insanlar olduk,

Vefat haberleri eskiden kasabadan Avrupada bulunan insanlarımıza gelirdi, falanca kişi vefat etmiş diye ordanda bir düğünde bir arkadaş ortamında herkes birbirine söylerdi,
Şimdilerde vefat haberleri Avrupadan kasabaya gidiyor, çünkü Avrupanın herhangi bir ülkesinde yaşayan insan nufusumuz geldiğimiz kasabanın 3 veya 4 katı daha fazla oldu buralarda Avusturya Grazdan tutun, taaaa kuzeydeki iskandinav ülkelerininin Sundsvall şehirlerine kadar dağılmış durumdayız
Haberler anlık paylaşılıyor, tek tek kimseyi aramaya gerek kalmadan sosyal medya resmen camii minaresinden okunan sela görevini görüyor, herkes görüyor herkes duyuyor, bu durumu zamanla kabulleniyoruz,

Ömürlerini Avrupaya bıraktılar, çoğu yaşının 20 sinde geldi ,saçlarında bir ak tel dahi yoktu fabrikalarda alın teri ile çarkları döndürdüler, dil bilmeden, yol bilmeden yordam bilmeden hep çalıştılar, belki bir ev sahibi oldular, düğün dernek kurdular, yaşamları değişti ama çoğu en yakınından dahi uzakta idi ,coğumuz anne babamızın yaşlılığına dahi şahit olmadık, sadece zaman akıp geçti ömürleri alıp götürdü, elimizde var olanlarla avunup durduk,

Almanyaya 50 veya 60 yılını ver, sonra sanki buralarda hìç gezmemiş, yememiş içmemiş, yabancı diyar resmen artık onu tanımıyor,
Son zamanlarda kasaba insanımızın 7 den 77 ye vefat haberlerini duyuyoruz, öyle bir zaman ki hiç bu kadar arkaya arkaya genç yaşlı ayırımı yapmadan önüne sel misali katıp gitmekdedir
Hangisine üzülelim, gidene mi, geride kalıp gecenin karanlığında üstüne gelen duvarlara, uykusuz gözlere, yastık tutmayan başlara, boğazda düğümlenen lokmalara,bedeni örten siyah örtülere, önde iliklenen ellere,muradsız geçen bir ömre, bu ara ne çok şahit oluyoruz, ağla gözlerim, ağla gönlüm nasıl olsa bundan sonra kimse seni teselli edemez,
Kim bilir belkide kader böyle istedi,
16.10.2020. Fkrt.