KÎMLER AĞLASIN SANA
Gencler istedigiyle evlendirilmez´se, meydana gelecek olaylar zincirine hazirlanmalari gerekir. Neler olur neler.. Akla hayale gelmiyen olaylar meydana gelir, insan buna sasirir.
Ama düsünmekten korkar. Hani kizi”baba nolur beni verme bu adama, bunu sevmiyorum!” diye aglayisini düsünmeye korkar. Bu konusmayi aklindan silmeye dünyalari verirdi. Ama, Dünyalarda verilse, Dünya dolusu altinda verilse, olmus bir sey silinmiyor… Geri dönülmüyor.
Kücük bir kasaba. Böyle cok olay olmasina ragmen ibret alamiyorlar, almiyorlar. Güzel bir yaz aksami. Zeynebe görücüler gelir. Siz gelin danismayin.. Tamam ne güzel ”evet ” diyorsunuz, ”Sizden iyisinimi bulacagiz” diyorsunuz. Kizinin hickiriklari umurlarindami. ”baba beni bu adama vermeyin! Onu sevmiyorum!” Deyisine kulak tikadilar..
Nihayet sabah oldugunda herkes duymustu, Zeynebin , komsusu Kemal´le nisanlandigini. Nisan, serbet derken, dügün gelip catmisti.
Kemalin toplumda pek yeri yoktu. Cemaat icinde patavatsizca konusur, cevresiyle hep kavga eden biriydi. Zaten ona babasi ve cevresi bir sey verememisti. Okuldanda nasibini alamadi. Vatandas kalesinin cürük bir tasi bu; ister istemez bir duvarda yeri var. Restore edilip, o tasin yerine daha saglam bir tas yerlestirilebilir. Ama ya bununla ilgilenen yoksa, düsmana bir gedik verilmezmi? Taa bastan belliydi. Daha simdide bastan belli olan cürük taslar mevcut. Oysa kimse bunun farkinda bile degil. Günün birinde bu cürük taslarin , vatandas kalesinin bedenlerinden eriyip akacagi belliyken, sorumlular bunu görmezlikten geliyorlar.
Gün geldi el atilmayan o cürük tas yasamini sürdürdü. Kah cobanlikla, kah yevmiyeyle. Bir gün neseli geldi carsidan. Îci icine sigmiyordu. Her gün beraber yasadigi cevresini begenmez olup, yüksekten bakmaya basladi. Köyde birer ikiser Avrupaya calismaya gidiyorlardi. Bir gün geldi kemal görülmez oldu. O´da bu kervana katilmisti. Arkada gözü yasli esini ve kücük kizini birakarak.
Aylar birbirini kovaladi, yillar oldu. Kemalin annesi, gelininin evini ayirdi. Üc gözlük bir ev bulundu uzak bir mahallede. Komsu cocuklari aliyordu her bir seyini. Parasimi vardi..Elinde ne varsa azar azar harciyordu.
Mektuplar gelince insan sevinir, mutlu olur..Ama bu Avrupadan gelen kocasinin mektuplari, kendisini daha perisan yapiyordu. Süslü püslü elbiseler icinde, agzinda sigara, yukardan bakan fotograflar gönderiyor, baskasina yazdirdigi mektuplarinda asagilayici laflar vardi hayat arkadasina. ” Bir daha gelmiyecegim!” diyordu. ”Burda para biriktirip , güzel bir kiz alacam!” diyordu ” Sende kadinmisin, sen cahil bir köylü kizisin. Ben harmanda arabayla gelecem, seni bosayacam!” diyordu. Zeynep bu, saf temiz bir köylü kizi. Elinden ne gelirdi. Babasi desen; evlendirmis, basindan savmis bir kere. Kardesleri hayirsiz, hic ugramaz. Kayin babasi gözünde en kötü kisi. Ya kayin annesi?.. Kin nefret bilmeyen Zeynebin kalbine nefret tohumunu o atmisti.
O sofra, o göz yasili sofra.. Allah unutmaz.. lamba altinda sessiz hickirikli o sofrada, o agliyani Allah unuturmu.. Kizi , herseyden habersiz, annesinin agzinda ufalayip lokma yaptigi kuru ekmegi , onun titrek parmaklarindan agziyla alip yiyordu. Zeynep acliktan ölmemek icin yiyordu. Ne istah kalmisti ne yasama sevinci.
__Kocami beklerim, kac yil gecsede. Kimse bana aciyip bir sey vermesin. Kocam para kazanip gelecek!.. hayalmi kurdugu?.. Kendilerine ait bir ev yapacaklardi. Ama o mektuplar , birer balyoz olup, bu hayalindeki evi yikiyordu.
Kurban bayrami onun en buruk günleriydi.Bayramlar buruk olurmu? Olur… Cehennemede cevirir kötü düsünceli insanlar. Kurban bayraminda evde durupta ne yapsin. Kapiyi calan cingenelere ne cevap versin. Sabah erkenden babasinin evine yollanir safaktan. Görenler kurbandan bahsederler;” Senin kurbanin koyunmu, kecimi? Diyeceklere cevap bulamiyacagini bildigindenmi?...
Baba ocagi… Tanidik yer.. Her kösesinde bin bir hatira. Cocuklugunun sen kahkahalari gizli köse bucakta. Onlar bir ayri aci cektirir, gözü yasli Zeynebe. Îceriye girmeden gözyaslarini tutamaz, birakir kendini… aglar, aglar..Kendisini birakan kocasinami… Kendisine yabancilasan babasinami.. Kötü kalpli kaynanasinami.. Yoksa herseyden habersiz masum bakan kizinami bilinmez aglar , aglar…Babasi ve kardeslerinin yapacaklari, söyliyecekleri ayni…”Însaallah sonu iyi olur!”
O´da hevesliydi her gelin gibi. O´da evinin önünde kesilmis kurbani olsun isterdi, sacta kavrulan eti…Buna sebep kim? Basindan savan kaynanasimi? ”Artik bize ait degilsin, git kayin baban, kocan baksin!” diyen babasimi? Yoksa kocasina el atmayan, onu cahil birakan, böylelerinden habersiz devletmi?
Seneden seneye et yiyebiliyordu Zeynep. Hep sabrediyordu. Kocasinin Almanyadan dönüsünü bekleye bekleye kac aci gün yasadi… Ne yedi? Ne ict? Kimse ne bildi, ne sordu ve nede aradi.
Bir haber isitti. Bu akan yaslari ümidtenmi, acidanmi, mutluluktanmi? Bu acilan gamze…Zeynep gülümsüyordu. Kizini slmslkl bagrina basti öylecene. Kizinin yanaklarindan süzüle yaslari kendi yaslarina karismis öylecene kalakalmisti.. Köse bucagi temizledi, süpürdü, piril piril yapti., caliskan zeynep, iyi kalpli Zeynep. Kocasinin gelis haberini duyuran komsu cocugunu bagrina basmis, onkere yüzkere kuban olmustu ona. Saatler saatleri kovaladi.Öglen , ikindi, aksam derken bir cikan olmadi. Aksam üstü komsu kadin seslendi ona.. Kapiya ümitle kostu. Komsu kadin;
__Gözün aydin Zeynep, kocan gelmis, evdemi kendisi? Diye sordu.
__Daha eve gelmediki, dedi Zeynep saskinlikla.
__Eve gelmedimi?. Benim kocam onun arabasiyle gezmis, simdi onun yanindan geldi.
Zeynep delirmesinde kim delirsin. Oda´ya gecti. Mutfaga kostu, dolandi. Ne yapacagini sasirdi. Sonunda kizini omuzuna attigi gibi kaynanasinin evine yollandi. Kosuyordu Zeynep. Neden gelmemisti evine. Komsular dolmaliydi evlerine. Zeynebin düsündügü gibi olmamisti.
Kaynanasinin evine yaklasinca, korkarak avlunun kapisina yaklasti. Ne aciydi.. Kocasi on saattir gelmis, kendisini hic sormamis, o ariyordu aksamin sekizinde. Su kirmizi taksi onun olmaliydi. Cardagin üstü ayakkabilarla doluydu. Burnuna kizartilan et kokusu, yemek kokusu geliyordu. Dolandi avluda. Kadinlarin bulundugu kisma gitti.
_ Kemal´mi geldi? Diye sordu. Oglunu onunla paylasmak istemeyen kaynanasi;
__Hos geldin!, dedi alay ederek.
__Yenimi geliyorsun, kocan sabah erkenden geldi. Sabah gelsen kücükmü düsecektin. Kocasi Almanyadan gelmis, hanim efendi aksam cikip geliyor, gelmeseydin!
Zeynep ne desin. Kocasi evine gelmeyip, arabasini baskasinin evinin önünde biraksa ve üstelik kocasini hakli cikarsalar , ne desin…. Kim kendisine destek olurdu?. Zeynep sasirdi. Bu gelen kocasiydi. Kendisini nasil kovarlardi. Sevinmek kendisinin hakkiyken, sevinmeyi baskalari almis, kendisine hep verdiklerini veriyorlardi.. aci cekmeyi.. Kizini sirtindan indirdi. Erkeklerin bulundugu eve gideekti. Tam dönecekken, tanidik, yillardir bekledigi, isitmek istedigi bir ses geldi kulagina.
__Ooooo benim kizim gelmis, gel babasina, nasilda büyümus kizim!!. Kemal kizini aldi elleriyle kaldirdi.
__Bu giysilerin ne! Gözünü kaldirip Zeynebe;
__Kizin elbiselerini hic yikamiyormusun? Zaten pisligi seversin! Diyerek yemek pisiren kadinlarin bulundugu yere, kizinin elinden tutarak gitti. Zeynep donup kaldi. Sanki yeni bir mektup almisti.. Mektuplari böyle konusmalarla doluydu.. ne yapsin, ne etsin… Kendiside oraya gitti. Merakli bakislar ona yöneldi. Kizi Sevgi babasinin elinden kurtulup, annesinin kucagina kostu. Zeynep elinden tutup, un cuvallarinin bulundugu köseye götürdü kizini.. Bogazinda bir kor vardi, gözünde durdurmayi basardigi bir sel…. Kocasinin kendisine alayli baktigini hissediyor, basini kaldirip bakamiyordu.. Sonunda kocasinin;”Zeynep! ” demesiyle basini kaldirdi.
__O salvar ne bicim salvar? Baska renk yokmuydu? O yesil gömlegi giymissin. Cabuk git temiz, yeni elbiseler giy, karsimagel!
Zeynebin gözleri doldu.. Bir seyler söyliyecekti, söyliyemedi.Îcini dökemedi.. sadece kizinin basini bagrina basip önüne bakti, bakti…
¬¬Kalk diyorum, git o hala anlamiyor. Beni yerin altinami gecirtecen, ne bu kiligin, hadi kalk! Diyen ses , bütün ümitlerini yikti. Hayal ettikleri silindi. Yavasca kalkti, kocasinin yüzüne bakti, bakti…Kimse anlamadi anlamini o bakislarin. Sonsuza kadarda anlasilmayacakti. Kötü kalpli kaynana, oglunun bu sözlerini tasdik ediyordu. Kemalin kardesleriyse, gülmemek icin zor tutuyorlardi kendilerini.
_Hele bu seferde git gel, oglumu evlendirecegim. Bu ogluma göre degil! Oglunun yüzünde ise saklamaya calistigi bir gülümseme görülüyordu.
Zeynep ne oldu, eve ne zaman vardi, sabahi nasil etti, kimse ne sordu ne anlamak istedi. Sabah kizarik gözlerle kalkti.” Kocan nerde, niye üzgünsün? Diyeceklere ne cevap verecekti. Kücük caydani tüpün üstüne koydu. Kizi icin yumurta ayirmisti. Sofrayi hazirladi. Zeytinleri yikayip indirdi. Derken bir araba sesi geldi. Bir korna sesi. Kapiya kostu.. Kocasi vardi arabada. O´na yol gösterdi.
_Öff, bu ne koku. Kokuyor burasi be?. Sofraya gözü ilisti.
_Bunlarimi kizima veriyorsun, zeytinle cocuk beslenirmi?. Hani recel, hani peynir, hani bal? Sol kolunu pence gibi kaldirip;
_Sen ne bilirsin!? Diyerek ayakkabiyle gecti oturdu. Zeynep konustu;
_Para yolluyormuydunki alayim!. Kemal hic beklemiyordu. Hisimla kalkti. Boynunu büken Zeynebe iki üc tokat vurdu. Zeynep agliyordu.
_Burayi temizle, pencereleri ac. ! Ben gidiyorum. Ôglen gelince buralari temiz görmezsem sen bilirsin!
Kizini evelden ninni söyliyerek onu uyuturdu.tatli ümit dolu ninniler…
_Babasida gelecek ninni… ona elbiseler alacak ninni. Bizide götürecek ninni. Kizim almanyayi görecek ninni… Simdi ona rafadan yumurtasini kasikla verirken, o ninnilerin yerine tutmaya calistigi gözyasilari vardi.Halbuki tertemizdi Zeynebin odasi, sadeydi. Ne yapabilirdi, sadece minderleri düzeltti.
Öglene dogru taksi geldi. Icinde cocuklar vardi. Hepside gülerek iceri geldi. ” cabuk bir seyler hazirla!” Dedi kocasi kemal.
_Bir sey yok! Dedi Zeynep, Bulgur pilavi yapayim..
_Ne ! diye bagirdi kocasi ” Bulgur pilavimi? Elini cebine atti. Kücük kardesini carsiya yolladi. ” Bulgur pilavi yapacakmis!. Bu akilla kizimi acliktan öldürecek! Bak bak ! kizimi bir deri bir kemik birakmis! Kizi Sevgi, kendisine bakildigini görünce annesine kostu.
__Bak bak! O´da benden kaciyor! Gel buraya deyip kizini kucagina aldi. Kizi Sevgi korkudan susmustu.
_ Bir daha benden kacarmisin, haa, söylee! Deyip elini kaldirdi. Kizi korkudan agladi. Zeynep hizla kizini cekti, aldi
_Delimi oldun sen! Kiza niye vuruyorsun!? Kemal kalkip vuracaktiki kapi calindi. Bu Kemalin dayisiydi. Kemal kapiyi acti buyur etti.. derken birkac komsu daha geldi. Kadinlar salonda oturuyor, digerleri odaya geciyorlardi. Zeynebe gözün aydin diyenlere Zeynep gülümseyip konusuyordu.. saatler ilerledi. Herkes iyi geceler dileyip gitti.. Kemal kizina getirdigi giysileri giydirdi.. Zeynebe bir ayakkabi getirmisti. Zeynep ayakkabiyi atti önüne.
_Getire getire bir ayakkabimi getirdin, al istemem. Kemal öfkesini aci aci gülerek kapatip;
_Senin her seyin var, bir eksiginmi var? Dedi. Kizi sevgiyi kucaklayip;
_Gel yatalim kizim, senin annen oyun bozanlik ariyor!,. Zeynebe dönüp;
_Yarin senin babanin evine gidecegiz! Dedi Zeynebe. Zeynep garip bir hüzünle bu sözleri karsiladi.
Sabah kahvalti sonrasi, taksiye binip Zeynebin babasinin evine gittiler. Onlarda Kemalin bu yaptiklarini duymus,” Insaallah sonu iyi olur” diyorlardi. Zeynebin babasi; Kemalin bir delilik yapmamasi icin onun gönlünü hos edici sözler söylüyordu. Zeynep aksama kadar babasinin evinde kaldi. Kemal gelip almayinca, evinin yolunu tuttu. Kizinida babasinin evinde birakmist, sonra arabayla gelip alirlar diye. Eve varinca kemali evde kendisini hirsla bekledigini gördü.
_Nerde kaldin!?
_Ne bileyim, beni gelip alacagini sandim.
_Kizim nerde?! Kizimi niye getirmedin!? Zeynebin üstüne yürüyüp dövdü.
_Git! Git kizimi getir!. Simdi haydii! Seni bekliyorum, yarim saatte gelmesen bir daha gelme! . Zeynep ne yapsin, tek basina yollandi. Babasinin evine vardi. Îceriye agliyarak girdi. Moraran gözünü kapatarak;
_Git kizimi getir dedi ! . kardesleri agliyordu.. ne yapsinlar, uyumus sevgiyi kaldirdilar. Zeynep onu omuzlayip, hickiriklarini tutmaya calisarak eve dogru yollandi.. Eve varinca, kocasi halen öfkeli öfkeli söyleniyordu.
_Bir daha babanin evi sana yasak!, anlasildimi!!. Ne onlar gelecek, ne sen gideceksin!. Anlasildimi!!, dahada sarsarak, ”Anlasildimi !!” Seni cahil seni!, deyip gitti, yataklari devirip, kendisine yatak yapti. Elbiseyle uyudu.
Ne aciyle gecti…Her kes keyif yaparken, ne aci günler yasadi Zeynep. Bunlar yetmedi, bunlar azmis gibi, bir gün kocasi siddetli bir dövmeden sonra onu babasinin evine yolladi.
_Bir daha gelme! Git, ben seni bosadim, haydi!! Diye öfkesinden bagiriyordu. Kendiside babasinin evine yerlesti.. Bununla kalmayip evinide tasimak istedi Kemal bir traktör getirerek. Zeynep duyar duymaz cilgina döndü. Yalin ayak kostu. Bir o yana bir bu yana nefes nefese yardim istedi.
_ Kosun evimi götürüyorlar!!. Kosun malimi götürüyorlar! Deyip bagirmaya basladi.. komsular akin akin geldiler. Zeynep karakola kostu. Jandarmalar geldi. Esyalari geri aldilar.Îki hisim, iki hasim olmuslardi. Bu olay üstüne Zeynep hastalandi. Zayifladi, zayifladi.. Bir deri bir kemik kaldi. Zeynebin ölüm döseginde cirpindigini duyunca kemal ve anne babasi geldiler. ”Bir daha olmaz!” dediler. ”Gecmis olsun!” dediler. Kemal;
_Ben onu doktora götürecegim yarin ! dedi. Zeynebin tedavisi oldu. Bir ay yatakta kaldi. Biraz iyilesir iyilesmez, Kemal;
_ Bak Zeynep, bir daha kavga etmiyecegiz. Ben bir iki gün sonra Almanya`ya geri gidecegim.. para yollayip ev yaptiracagim bize. Sonra gelince bir daha Almanya`ya gitmeyecegim. Dedi. Zeynep ne desin. Bir umut göstersinler, Zeynep hemencecik inanirdi. Zeynep gülümsedi.. Kemalde ona dönerek güldü. Zeynep safti. Bu gönül alici gülmeye kanmisti.
Gün geldi Zeynep tamamiyle iyilesti. Kemal bir gün haber vermeden kayboldu. Zeynebi kaldigi evden kiraci kadin cikardi. Ne yapsin. Kendisine aciyanlar baska bir mahalleden ev buldular.
Cok bekledi. Mektuplarin yolunu cok gözledi.. Kendisi postaneye gitmek istiyordu. Duyduki mektuplar kayin babasina akin akin gidiyormus. Paralar habire akiyormus oraya. Gitti kayin babasinin evine.
_Bizede mektup yokmu?, dedi. ”para yollamadimi kemal bize?. Kayin babasi elinden oyuncagi alinacak cocuk gibi toplandi;
_Ne parasi?!, Ne parasi?!. Para gelmisse size yapacagim evin parasi. O paradanmi istiyorsun!? Hadi , hadi bakarsin sanada yollar, hic merak etme kizim. Son cümleyi basindan savmak icin nasilda tatli söylemisti.. Zeynep bunun farkindaydi.. ne yapsin, ordan babasinin evine ugradi. Olanlari anlatti, agliyarak, hickirarak. Habire teselli veriyorlardi;
_Însaallah iyi olur, diye. Îkindiye dogru evine gitti.
Aylar gecti.. Aylar sonra bir mektup gelir.Okumak icin yürek ister. Ama Zeynep okudu, sonuna kadar. Bir seyin düstügünu gördü zarftan. Sevindimi bilinmez. Ümitle uzandi, bakti, bakti… Yüzü donuklasti, gözlerin sapsari kesildi. Basi agirlasti, omuz üstü düstü. Kizi Sevgi iceri gelir. Bakarki annesi yerde uzanmis hareketsiz…. Komsulari cagirir. Îceriye telasli telasli kadinlar dolar. Haber ederler bir taksiye, babasinin evine tasirlar. Ordan hastaneye sevkederler. Komada bir hafta kalir.. Durumu biraz iyilesmeye gider. Bir gün iyi haberleri gelir. Köydekiler sevincten aglarken, bir hafta sonra telefon gelirki;, Zeynep komadan cikamamis… olan kizi Sevgiye olur. Kemale telgraf gönderilir. Hemen gelir kemal. Bir hafta yas tutulur. Kemalin aklina bir sey gelmis gibi, kendi evine gider. Bir sey arar , sonunda bulur. Bu gönderdigi fotograftir. Kendisinin fotografi ve yaninda sarisin bir kizin fotografi. Aldi cebine koyarken, sol yanaginda gizleyemedigi bir gamze görüküyordu.
Ne Zeynebin kizina pisirmek istedigi caydandaki yumurta onu ilgilendiriyordu, nede naylondaki kuru ekmek. Cay bardaklarinin ustünde , beyaz temiz bir beze gözü ilisti. Kendi isminin bas harfi ve Zeynebin isminin bas harfi islemeyle yazilmisti. Eli gitti ona , ters cevirdi. Kapiyi kapatip cikti. Rahatlamis gibiydi. Eli önünde bagli, basi önde üzgün giden Kemal, görenleride kandirdi. Gelen ”basin sagolsun” dedi. Yillardir Zeynebi kandirdigi gibi….
BIRONGO
13-MAYIS- 2017