MUSKADAKİ YILAN
Henüz, bitişiğinde iki gözlük ev olan ahırın çatısı yapılmamış ve duvarlara sıva sıvanmamıştı. Yer yer delikler olan duvarlara serçeler yuva yapmıştı. Çocuklara oyun yeri olmuştu; bu henüz kapı ve pencereleri takılmamış, kara yapısı bitmiş ev.
Nihayet çatı ustaları gelmiş, çatıyı çatmışlar, ahırın üstünü kapatacak kalın kalın dilmeler ve çatıyı tutacak büyük kirişin siparişi verilmişti. Bir hafta içinde çatı işi bitmişti. Çatının yukarısında iki geniş havalandırma deliği vardı. Duvarda yuvası olan serçelerin çoğu ürkmüş, yuvalarına, yumurtalarının üstüne gelmeye korkar olmuşlardı. Çocuklar çatıyı tutan dilmelere kendir ve zincir bağlamış, salıncak yapmışlardı. Öyle şen şakrak kahkahalar atıyorlardıki, mahalledeki bütün çocuklar soluğu orda alıyor, akşama kadar orda oynuyorlardı.
Sadece bir çift serçe kalmıştı duvardaki yuvalarına uğrayan. Büyük bir deliği vardı duvardaki serçe yuvasının. Çocuklar yavruların annesi gelince sevinç çığlıkları atan yavruların sesini, oyunlarına ara vererek dinliyorlardı. Serçe çifti çocuklara alışmış, bazen ağızlarında böcek, çatının yukarısındaki delikten aşağı iner, yavrularını beslerlerdi.
Derken sıva ustaları gelmiş, bütün ahır ve iki gözlük evi sıvamaya başlamışlardı. Sıra ahırın iç duvarına gelince, serçenin yuvasını görmüşlerdi. Çocukların isteği ve ev sahibi Hamo’nun tenbihiyle sıva vurulmamış, yuvanın etrafına sıva vurulmuştu. Hamo’nun oğlu Caco için için üzülüyordu. Çünkü serçeler kaç gündür yoktular bu sıva işinden sonra. Yuvaya gelmez olmuşlardı. Babasının besi için daha henüz dana getirmediği ahırın kapısını serçeler için açık bırakmasına rağmen, serçeler gelmez olmuşlardı.
Askerliği yaklaşmıştı onunda. Hatta askere gitmeden, zavallı serçelere mukayet olması için, küçük kardeşinide tenbihlemişti. Artık hüzünlü bir kalple gitmek zorunda kalacaktı serçelerden dolayı. Oysa onun kalbi zaten yeislerle doluydu. Babası Hamo ve onun kuzeni ,kendisini beşik kertmesiyle nişanlandırmışlardı. Hiç bir zaman sevmemişti beşik kertmesini. Kesin evlenmiyecekti onunla. Yaşantısının bir tarafı neşeyle geçerken, öbür yanı bu istemediği nişanlılık yüzünden acıyla geçiyordu.
Babası Hamo hem kuzeni ve hemde asker arkadaşı Üçler ile canciğer arkadaştı. Çocukları daha beşikteyken bu arkadaşlığı pekiştirmek için, ailece karar verip nişanlamışlardı. Ve çok çok mutluydular bu işten dolayı. Taki çocukları büyüyene kadar.
Caco başka bir kızı seviyordu. Okul arkadaşıydı. Okul arkadaşı onun beşik kertmesiyle nişanlı olduğunu daha bilmiyordu. Ve birbirlerini çok seviyorlardı.
Derken askerliği gelip çattı. Köyde Almanya ve İskandinavya ülkelerine iltica için giden gideneydi. Caco askerlik işini bitirmek için, bu kervana bilerek katılmamış, ilerde ayaklarına dolanmaması için askerlik işini bitirmek istiyordu.
Israrlara rağmen beşik kertmesi nişanlısını görmeye gitmemişti. Duvardaki serçelerin boş yuvasının önünde çok gözyaşı dökmüştü.. Acaba onlar, bozulan yuvalarından ötürü bedduamı etmişlerd; bu acının kendisini sarmalamasını düşünerek. Tek elini duvara yaslayıp alnını duvara vermiş, Rabbinden kendisini bu dertten, istemediği bu nişanlılıktan kurtarması için gözyaşlarıyla dua ediyordu.
Kesinlikle evlenmiyecekti. Beşik kertmesi işi kendisine saçma geliyordu. Bu töreye karşı gelmezse, dünyasının cehenneme döneceğini sezinliyordu.
Sekiz dokuz saat sürecek otobüs yolculuğu için, İstanbuldaki birliğine teslim olmak için yola çıkmıştı.
Boğaza karşı olan birliğindeki nöbetlerde ağlamadık günü, gecesi geçmiyordu. Dualarında;
__Allahım beni kurtar bu dertten.Bu evlilikten kurtar beni Yarabbii ! diye sessizce ağlardı her gün. Yağan yağmurlar altında ,sıcak yaşları soğuk yağmurlara karışıyordu.
Bu karamsarlığı asker arkadaşının dikkatini çekmiş, sonunda onbaşı olan arkadaşına açılmıştı. Askerlikten sonra sevmediği birisiyle evlendireceklerini söyledi ona. Ama kendisinin asla bu evliği istemediğini anlatmıştı.
Kurban bayramıydı, ertesi günlerde. Herkes kart postal gönderiyorlardı bayram tebriği için. Bir tek Caco göndermemişti. Eskişehirli Tatar artsubayı Özkan; onunda bir tebrik kartını göndermesini ısrarla isteyince; nişanlısını sevmediğini, zorla nişanlandırdıklarını anlatıp, ağlayarak ısrar etmemesini istemişti ondan.
Onbaşı olan arkadaşı arapça yazabiliyor ve bazen kuytu köşelerde Kuran okurdu.
Bir gün Caco onbaşı olan arkadaşına;
__Sen arapça yazabiliyorsun. Bana küçük bir kağıda arapça bir şeyler yazarmısın?
__Ne yapacaksın!?
__Bu iyiliği yap nolur! Muska gibi bir şey yapacağım.
__Nasıl yani?
__İstemediğim bu evlilikten kurtulmak için
__.........??
_-Kaynanam olacak kadının ağzından bir şeyler yazmanı istiyorum arapça. Şöyle olabilir..’’ Caco benim kızla evlensin. Onun sevda ateşiyle yansın. Onu hep düşünüp istesin’’ gibi…Sadece bu kadar yaz!. Çakma muska için yeterli. Bunu ahırımızın duvarındaki kuş yuvasına koyacağım izne gittiğimde. Sonra geri geldiğimde kardeşime ve babama telefon edip’’ O kuş yuvasına bakmalarını isteyeceğim. Ve böylelikle beşik kertmesi o kızdan kurtulacağım! Diye anlatmıştı arkadaşına.
Asker arkadaşı ; Caco’nun hüzünlü ve karamsar haline bakıp hep üzülürdü. Arkadaşının bu dertten kurtulması için bu isteğini kabul etmişti. Zaten gerçek bir muska olmuyacaktı. Sadece bir iki cümleyi arapçayla yazacaktı. Tam Caconun isteği üzerine, Caconun kaynana olacak kadının ağzından bir kaç cümle yazdı arapça. Caco kağıdı muska şeklinde katlayıp bezle sardı.
Kesinlikle bu planı yapacaktı. Muskayı kuş yuvasına koyacak sonra birliğine tekrar gelince kardeşine telefonla;
_-Rüyada büyük bir yılanın kuş yuvasından çıktığını, ve her gün rüyada boynuna dolandığını ve boğulur gibi olduğunu, kabuslarla kalktığını söylüyecekti.
Nihayet on günlük izine gelmişti. Yaptırdığı çakma muska cebindeydi. Bir fonksiyonu olmadığını biliyordu.. Ve adet olsun diye onu kuş yuvasına koyacaktı gizlice. Ve öylede yaptı. Kimsenin olmadığı bir vakitte, muskayı kuş yuvasına koymuştu. Gözleri parlamış, bu acıdan, bu cehennem ateşinden, kötü evlilikten kurtulacaktı.
Beşik kertmesi nişanlısını görmeye gitmemişti.Büyükler ; sonunda kabul eder diye ısrar etmemişlerdi.Gideceğinin gecesinde kuş yuvasına karşı durmuş, uzun uzun bakmıştı. Hem serçelerin bozulan yuvası dolayısıyla hüzünlü bakmış, hemde aynı zamanda kendisini bu istemediği evlilikten kurtaracak bir ümit ışığı olacak diye sevinç içinde bakmıştı.
Yolda heyecanlıydı. Ne pahasına olursa olsun bu evlilik olmayacaktı. Bile bile kendisini ateşlere atmıyacaktı. Geldiğinin ikinci haftasında babasına ve kardeşine telefon etti.
__Rüyamda koca koca bir yılan kuş yuvasından çıkıyor!! . Boynuma dolanıyor her gün rüyamda!!.Bir gün nefessizlikten uykuda öleceğim !!. Gidin!... Gidin bir bakın o kuş yuvasına. İki haftadır her gün görüyorum bu kabusu. Ben o kuş yuvasından şüpheleniyorum.Bir gidin bakın nolur!!... demişti telefonda. Yalandan heyecan yapıp ağlamaklı rollerde konuşmuştu.
Kardeşi buna inanmış, bunda bir şey olmalı diye, bir gün kuş yuvasına bakmaya gitti. İçeriye elini sokup bakmış, eline bir muska gelmişti. Babası Hamo’ya götürüp gösterince; o’da köyün hocasına göstermesini istemişti. Hoca muskada yazılanları türkçeye çevirmişti;
__Caco kızımı istesin! Onun ateşiyle yansın!. Başkasına bakmasın, kızımla evlensin!.. diye son buluyordu. Babası ve kardeşleri bu muskaya inanmışlardı. Komşular duydu. Her kes Cacoya muska yapıldığını duymuş, karşı tarafı suçlamışlardı. Beşik kertmesi kızın anne ve babası, kendilerine iftira atıldığını, kendilerinin böyle bir şey yapmadıklarını ısrarla söylüyorlardı.Kendilerinin düşmanlarının yaptığını, Cacoda gözü olanların, muskayı yaptıklarını söylüyorlardı.
Caco ertesi günlerde kuş yuvasına baktıklarını öğrenmek için tekrar telefon etti.
__Ne oldu!?? . Kuş yuvasından bir şey çıktımı!? Diye sormuştu yalandan heyecan yapıp.
__Evet bir muska bulduk!
__Muskamı!? Ne yazıyor muskada!?
__Senin beşik kertmenle ilgili bir şeyler yazıyor. Senin onunla evlenmen için muska yapmışlar.
__Yaa!!. Demek ondan bu yılanın her gün kuş yuvasından çıkıp beni boğması.Rüya gerçek çıktı. Şimdi anlıyormusunuz beni zorla evlendirmek istiyorlar!. Nişanı bozun! Muska yapıp beni zorla evlendireceklerin kızıyla evlenmem! Demişti.
Artık rahatlamış istediği planı yapmıştı. Tezkeresi yakındı. Ve onlardan tamamıyle kurtulacağı günlerin yakın olduğunu sezinliyordu.
Tezkereyi alıp yola koyulduğunda her şeyi göze almıştı. Adamlar haklı olarak muska yapmadıklarını söyliyecekler, belkide karakolluk olacaklardı. Hem heyecanla ve aynı zamanda bu evlilikten kurtulmanın bedelini ödemeye hazır olarak gidiyordu.
Nihayet geldiğinin haftasında beşik kertmesi aileyle tutuşmuşlar; kendilerine iftira atıldığını, karakola gidip şikayetçi olacaklarını söylüyorlardı. Tam karakola gidip, sahte muska yapanları şikayet için yola çıkacakken, araya komşular girmişler, vaz geçirmişlerdi.
Caco’nun istediği gibi olmuştu. O günllerde babası evlenme çağı gelmiş kardeşlerinin önü açılsın diye kendisini evlendirmek istiyordu. İki kardeşi daha vardı evlenme çağı gelen. Başta sevdiği kızı istetmiş ama red cevabını vermişlerdi ,beşik kertmesi olduğu için. Her ne kadar beşik kertme işinin bozulduğunu söylemişlersede kimse ona kız vermeye yanaşmıyordu. Beş altı aileye baş vurmalarına rağmen hep ret cevabını almışlardı.
Avrupaya iltica edenler yada evlilik yoluyla oturum alanlara öncelik veriyorlardı. Babası için için oğlunun kaderinin açılmadığını söyleyip, hüzünleniyordu.Caco aklına koydu; O’da gidecekti Avrupaya oturum almak için. Oturum alıp dönünce, istediği kızı alacağını biliyordu.Her ne kadar kendisi doğru ve dürüst olsada, aileler önce maddiyata bakıyorlardı. Oyunu kurallarına göre oynuyacaktı.Kendisine kız vermiyenlere, ancak böyle ders verebilirdi.
Sonunda bir gün ortadan kayboldu. Soluğu İsveçte almıştı. Türkiyede baskı olduğunu, jandarma ve polislerin rahatsızlık verdiklerini söyleyip, kendisinden önce gidenlerin yaptığı gibi iltica başvurusu yapmıştı. İki ay kampta kalmıştı. Sonunda o’da süresiz oturum sahibi olmuştu. Kesintisiz kartı cebine koymuştu.
Köyüne dönmedi. Daha hala o beşik kertmesi yanlışlığının ağırlığını üstünden atamamıştı. Daha hala umutları vardı onların kendinde. Beş sene dönmedi köyüne. Ondan sonra gelen iki kardeşi evlenmiş, çoluk çocuğa karışmışlardı. Akranlarından bekar kalan olmamıştı. Oturum aldığı için kendisine evlilik teklifleri gelmiyor değildi. Artık naz yapma sırası ona gelmişti. Kendisine daha önce kız vermiyenler, daha küçük kızlarını evlendirmek için haber yolluyorlardı. İçten içe onlara kızıyor, bu kadar menfatçi oluşlarına içerliyordu.
Bütün bu zengin ve kibirlilere inat, fakir bir ailenin kızıyla nişanlandı. Çok kimse bu kadar isim yapmış zengin aile varken ,fakir bir ailenin kızıyla nişanlanmasına şaşırmışlardı.Caco kendisini küçümseyip kız vermiyenlerin tekliflerinin hepsine ret cevabı vermişti. Üstünlüğün kartta, oturum sahibi olmada olmadığını; sevecen ve yufka bir yüreğin, iyilik sever bir yüreğin, Allahtan korkan bir yüreğin her şeyin üstünde olduğunu düşünüp bu kararı vermişti.
Kötü bir şey olduğunu bilmesine rağmen, muska yapmasını hep bu menfatçi ve Allahtan korkmazlara karşı yaptığını düşünüyor, ve onlara karşı bu muska işine bulaştığını söyleyip Rabbinden affetmesini diliyor ve kendisini bu beşik kertmeden, bu kötü evlilikten kurtardığı için hep dua ediyordu. Günler boyu, yıllar boyu Rabbine; geceler boyunca ettiği dualarını kabul ettiği için, kendisini bu dertlerden kurtardığı için hep şükretti, başını secdelerde kaldırmayıp hep ağladı…Beş yılına mal olduğunu, beş yılının acılarla geçtiğini bilip, kötü evlilik yapanların ,istemediğiyle zorla evlendirilenlerin yardımcısı olması içinde, yürekten niyaz ediyordu Rabbine içten ve samimiyetle……
BIRONGO.
16-ARALIK-2017
CUMARTESİ
(Umarım beğenirsiniz sevgili öykü sever kardeşlerim. Hoşça kalın, dostça kalın)