ZEYTİN GÖZLÜ KUZUCUK
Anne annem onke Adul bize sürpriz yapar, Kuşça'dan otostop yapıp Yeniceoba'da bulunan rahmetli kızı Fote Hacilerinin çocukları olan biz torunlarına ziyarete gelirdi. Daha evimize varmadan, bitişiğimizdeki komşunun avlusundan düşen taşları alır istif eder,dışarıya el arabasıyle attığımız hayvan gübresinin kurumuş olanını süpürür, BOSMA dediğimiz bu gübrelikten alır, başka yerde toplardı.Tabiri caizse mıntıka temizliği yaparak içeri gelirdi.Biz apansız bu gelmelerine alıştığımız için, gelmesiyle içimizi ısıtan, rahmetli annemizi anımsatan yüzüyle karşılaşınca ona koşar, sarılırdık. Annemiz gelmiş gibi sevinirdik. Evimize neşe ve canlılık gelirdi. Evde Kuşçadaki Pıso dayımın oğluyla nişanlı ablam Döne ve biz en büyüğü ben dört erkek kardeş vardık.Onun etrafını sarar, ondan eski maniler ve masallar söylemesini isterdik.Ben genellikle Kuşçada başından geçen yada duyduğu CİNPERİ hikayelerini sorar, dinlemek isterdim.Ama o genellikle söylemek istemez, korkarız diye anlatmazdı.Aklımda söylediği bir manisi vardır.
War şawa şawa şawa,
Şaw lıma hottie hawa
Ker bova kepı vakka
Songıye dılo tım rawa
Gel karanlık bastı akşam oldu,
Sis aldı ortalığı duman oldu
Gel aç kapıyı, kaçmak zamanıdır
Çünkü aşıkların son çaresi kaçmaktır
Üstünde ğaftonı ve önünde BARVONG dediğimiz ön tarafını kapatan bir eteği vardı.O ne verirsek, harçlıkta versek, şeker, sakızda versek hep saklar, mendiliyle bağlar, koynuna koyardı.Kuşçaya döndüğünde onu karşılayan torunlarına vermek için sakladığını söylerdi.Salonda oturduğumuzda gelen komşu çocukları olursa saygı duyup ayağa kalkardı. Ablam;
__ Ate, Ate onlar daha çocuk kalkmana gerek yok, desede o ;
_Çok ayıp olur ama , kalkılmazmı! dediğinde gülerdik. O bizim gülmemize bakarak sitem ederdi.
O'na Ali çarçiden aldığım iri taneli at boncuklarını getirmiş, babamın kankası Haci Çelik'in bana verdiği zeytin gözlü kuzucuğuma kolye yapmasını istemiştim.Hemen başındaki şordan iğne iplik çıkarmış, renkli çaput ve iplerle süslemeye başlamıştı.Babamın samimi arkadaşı Haci Mıstavi Oskenin oğlu Masto iki elinin parmağını, katladığı dilinin üstüne getirip ıslık çalıyordu. Bu benim oraya gitmem için bir işaretti.Islığı duymam ile Mastoya koşacakken Onke Adul;
__Lo lo nereye al bitti! dediğinde, ona dönmüş sevinçle sarılmıştım. Aman Allahım ne güzel yakışacaktı sevgili zeytin gözlü kuzucuğumun boynuna!. diye sevinçten içim içime sığmıyarak koşturmuştum.
Masto birbirine bitişik üç ahırın ikisinden ,koyunları elindeki sopayla dürterek çıkarmaya çalışıyordu.
_-Yerh ! Yerh Yerrhh! Yahh, Yahh Yahh!! Diye gür sesiyle bağırıyor, onları tarlalara doğru yola çıkarmak için ihtiyar çobanları Kuşçalı Haci Qole ile telaş içindeydiler. Boynu beyaz benekli mor çoban köpekleri yola çıkmıştı bile.Haci Qöle avucunda tuttuğu arpayla siyah büyük keçiyi çekiyor ve böylelikle diğer keçi ve koyunlar onları takip ediyorlardı.Bitişik üçüncü ahırda Haci çelik tavukçuluk yapardı. Yumurtalarının tek bayiisi babamdı. Babamla samimi arkadaştılar. Babam için "Haco turke Haciye, yani ''Haco Hacinin para kesesi'' derlerdi. Her Haci amca paraya sıkıştığında, babam yardım ederdi. Masto benim geldiğimi görünce;
Çabuk kuzunu al kucağına gel! dedi.Benim kuzunun annesi onu doğurduğunda ölmüştü.Masto ve Çobanları Haci Qöle onu şişeyle beslemişlerdi.Onun için yavrucak çok cılız kalmış, hep sürünün arkasından güç bela yürürdü.. Her gün evlerinin önünde oynamam ve her gün mastoya yardım etmem dolayısıyle Haci amca bana hediye vermişti.Yolda onu hep kucağıma alır, onunla sevgiyle konuşurdum. Hep gözümün içine bakar, bende gözlerinden hep öperdim.Masto elimdeki mavi boncuklu kolyeyi görünce gülmüş, kendi eliyle simsiyah gözlü kuzucuğumun boynuna takmıştı.Kuzumun gözlerinin etrafı simsiyahtı. Ona hep ''zeytin gözlüm'' derdim.Yolda yorulduğumu gören Masto;
__Bırak onu yere kendisi yürüsün! dediğinde yere bırakır, acemice yürüşüne bakıp ona acır, gene kucağıma alırdım.Masto abi koyunlar yayılırken , onları çevirme işini bana bırakır, çoban arkadaşlarıyle iskambil oynarlardı.Ama yorulmaz, zevkle yapardım işimi.Sevgili zeytin gözlü kuzucuğum kucağımda beraber dolaşır, birbirimize doyamazdık. Böyle her gün Mastoyla koyunlara gitmeme ablam Döne sitem ederdi. Masto beni işlerinde çalıştırıyor diye kızardı. Ama ben orda kuzumun olduğunu onu beslediğimi söyler, gene her gün Mastoyla ve ihtiyar çobanları kuşçalı Haci Qöle ıle giderdim.
Masto TIKOP dedikleri yeşil bir pikapla babama kutu içinde yüzlerce yumurta getirirdi.Kucağında onları taşır, dükkanın içini doldururdu.Babam her yumurta bittiğinde, çarşıda gördüğü Haci amcaya;
__ Cumurtka yokmu!! dediğinde o'da Mastoya siparişleri vermişti . Masto yumurtalar kucağındayken tökezlemiş, bütün yumurtalar yere saçılıp kırılmıştı.Masto ağlamaklı babama
__ Nolur Haciye , babama söylemeyin ! demişti.Ama her nasılsa babası Haci amca duymuş, Mastoya etmediği laf bırakmamıştı.Masto bana kızmış, benim söylediğimi sanıp beni kovmuştu evlerinden.Ben söylemediğim halde azar işitince, geriye baka baka üzülerek eve gitmiştim.Aklımda zeytin gözlü kuzucuğum, evde ağlamaklı hep oturmuştum. O günlerde kuzumun yanına gidememiştim.
Mahalle arkadaşlarımla evlerin bitiminde bir metre kare içinde buğday arpa ekmiştik. Boş zamanlarımızda gider sulardık. Bir karış kadar olmuştu minik ekinimiz. Bazen kuzumuzu alır tarlaya götürür, tarlamızdan bir tutam koparıp ellerimizle beslerdik.Masto beni kovduğunda arkadaşlarımla tarlamıza gitmiş ,sulamaya devam etmiştik bidonlarla.Epey boy vermişlerdi.Rüzgarda dalgalanıyordu bile.Arkadaşlarım Mastoyla konuşup kuzuyu vermesini ,tarlaya getirip otlanmasını söylemişlerdi bana. Ben hemen heyecanla yola koyulmuş, Mastoyu bulmak için aceleyle yürüyordum.Mastonun arkadaşlarıyle Hüsi Xace'nin evlerinin arkasında aşık oynadıklarını gördüm.Rakibi Ehson Geyikle oynuyordu.Ehson bana aşıkları toplamamı istemişti.Tabi oyun bitiminde bana aşık vereceğini biliyordum.Ve ona üttüğü aşıkları topluyordum.Masto kaybediyordu ve bana sitemle bakıyordu.Birbirimizi sevmemize rağmen halen küstük .Ve onun rakibine aşık topluyordum.Masto o gün koyunlara gitmemişti. Zavallı kuzucuğumu çok merak ediyordum.Bir yandada karanlık basıyordu. Her karanlık bastığında Masto elimden tutar evimize kadar beni götürürdü.Mastoya beni eve götürmesini isteyemezdim.Ehson Geyik sonunda elindeki büyük koç DAK'ıyla Mastonun bütün aşıklarını ütmüştü. Banada bir avuç vermişti. Ben hemen eve doğru koşmaya başlamıştım. İçimden Mastoya beni götürmesini istiyor, ama gurur yapıp söylemiyordum.Artık evlerin arasına girmiş, Masto çok gerilerde kalmıştı. Mahmi Kezzenin karanlıkta sinsice yaklaşıp saldıran bir tazısı vardı. Karanlıktan çok, onun korkusu sarmıştı beni.Ağlamaklı ve dualar söyleyip korkuyle koşarken Mastonun ıslığını duydum. Sevinçle ve ağlamaklı durdum. Masto beni çagırıyordu.Tazının olduğu yer fazla uzak olmadığından , gitme ile gitmeme arasında korkuyle bocalıyordum.Mastoya doğru yavaş yavaş dönerken, Mastonun,
_Lo Loooo! İsmoyiil, duuur!! Ben geliyoruum!! diyen sesini duydum.Masto gelip karşımda durunca, gidip iki elimle beline sarıldım;
_-Masto valla ben yumurtaları kırdığını söylemedim.İstersen babana sor! deyip sessizce ağlıyordum.Masto elini saçıma sürüp
__Sana inanıyorum,aramızı bozmak isteyenler gidip söylemişler!, deyip elimden tutmuş, yerdende tazıya atmak için dört beş büyük taş almıştı.
__Yarın ikindi vakti gel kuzucuğun seni özlemiş zaten, gel beraber koyunları yayalım! , demiş, eve sevinçle varmıştım.Ablam ve onke Aduldan azar işitmiştim tabi karanlığa kaldığım için.
Sabah komşumuz Ramazan Bilen, Masti Kezzenin oğlu Nahim, Ömari kadenin oğlu Ramazan, Bayram kızılkayanın oğlu Mahmat ve Mastonun küçük kardeşi Mamo tarlalarımıza bakmak ve kuzuya demet demet koparmak için hep beraber yola çıkmıştık. Herkes evden gizlice yufka soğan ve çökelek almış poşetlere koymuştuk.Güzel sıcak bir mayıs ayında kırlara varmıştık bile.Tarlalarımızı görünce sevinçle bağırmıştık;
Ooovvuu! Maşallah nasılda büyümüş!! diye bağırıp koşturmuştuk.Evden getirdiğimiz yufkaları çökelek ve yeşil soğanları çıkarmış poşetlerin üstüne dizmiştik.İştahla yemeye başlamıştık.İkindi vakti girince hep beraber kuzucuğumuzu alıp tarlalarımıza getirecek, onu otlatacaktık.Koyunlara, bayırlara gitmiyeceğimi Mastodan rica edecektim o gün için.Artık kuzuyu almak için hevesle Haci Çelikin evine yaklaşmıştık.Mastonun boynu benekli mor köpeği , mastonun ortasında olduğu kalabalığa kuyruk sallıyor, arada sırada kesik kesik havlıyordu.Çardağın üstünde Haci;
__Masto! Masto bova bar kuçık! diyen sesini duydum. Masto! At köpeğin önüne ! diyordu.Bunu duyunca iliklerime kadar titredim.Dizlerimin bağı çözülmüştü sanki.Hep beraber koşturduk.Mastonun kardeşleri Wahti, Sadık ve Niyazi beni görünce;
_Ooo!! İsmoyil geldi! deyince Mastonun elinde cansız duran sevgili kuzucuğumu gördüm.Yan kaymış boynunda mavi kolye halen duruyordu.Ağlamaklı, bulanık gözlerle ölü kuzuma bakarken, Masto
kucağıma o'nu uzattı.Onu şefkatle tutmuş, gözlerinden öpmüştüm.
__Weyyy! Ölmüş kuzuyu öpüyor, at o pis kuzuyu hastalık kaparsın, at köpeğin önüne!, diyen sesler kulağıma gelirken, ben zeytin gözlü kuzucuğum kucağımda, arkadaşlarla tarlalarımıza, kendi iç dünyamıza doğru sessizce ve kuzucuğumuzu öperek gidiyorduk.
__Lo loo! nereyeee!? Köpeğe at yesiin!! diyen sesler kulağımdayken, ben kuzumun gözlerinden, kolyesinden öpüyordum.
Arkadaşlarımla , ölmüş kuzum kucağımda tarlalarımıza doğru gitmiştik.Ehmadi Haconun oğlu Fevzi babasından gizli kürek almış geliyordu.Ziyoyi mole Karto'nun evinin yanından geçen yoldan gitmiş, kırlara varmıştık.Tarlalarımız uzaktan yeşil yeşil görünüyordu.Tarlalarımızın yanı başında kuzucuk için çukur, mezar kazmıştık.Buğday ve arpayı elle yolup mezarın altına doldurduk. Herkes sırayla kuzuya elini sürüyor, herkesin gözünde yaşlar, sessizce kuzuyu yatırdık. Ben son kez simsiyah gözlerinden öpmüştüm. Üstünede yolduğumuz arpayı koymuş, toprakla üstünü kapatmıştık.Mavi boncuklu gerdanı elimde yavaş yavaş köye döndük.Herkes üzgün, beni yanlız bırakarak ayrıldılar.Eve vardığımda Onke Adul'un gideceğini gördüm.Elimde mavi boncuklu gerdanı görünce;
__Ne oldu?Gerdanı geri getirmişsin! dedi.Ona ağlamaklı sarılıp, kuzumun öldüğünü söylemiştim.Beni teselli etmeye çalışmış;
_Kuşçaya geldiğimde bana oğullarından ya Aliden yada Pısodan bir kuzu alıp vereceğini söylemişti.Ona elimdeki mavi boncuklu kolyeyi sallayarak uğurlamıştım.Tam o anda Mastonun dört parmağıyla çıkardığı ıslık sesi kulağıma geliyordu.Ben bu ıslığı duyunca ağlamaklı olmuş, gözlerim yaşararak, gidip sakin köşedeki, güneş ışığını almak için,barojda oturmak için gittiğim taşın üstüne oturdum.Elımdeki mavi boncuklu kolyeye bakarak ağlıyordum.Artık ıslık sesine gitmiyecektim... Bir daha koyunları yaymaya gitmiyecektim...Birden, sessizce yanıma gelen mor renkli köpeğim SOLTY, üzgün olduğumu anlamış gibi yanıma geldi.Boynuna sarılmış, alnından öpüyordum.Mavi boncuklu gerdan elimde, gözyaşlarım çenemden aşağı Soltinin başına dökülüyordu......
BIRONGO.
--
23-01-2021
--
(Umarım beğenirsiniz sevgili öykü sever kardeşlerim