Dolar 16,7832
Euro 17,4971
Altın 976,05
BİST 2.443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 28°C
Açık
Konya
28°C
Açık
Pts 29°C
Sal 30°C
Çar 32°C
Per 32°C

SARI GÖZ

Yeniceoba Doğumlu Danimarka da Yaşıyor.
A+
A-
13.03.2022
301
ABONE OL

SARI GÖZ
Kardeşim İlyas evimizin bitişiğindeki oldukça geniş ahırda dana beslerdi. Yeniceoba’dan, çevre köylerden araştırır, küçük danaları, yada zayıf danaları alır, besler, büyütüp satar, geçimini sağlardı.On beş büyük danayı rahatlıkla alırdı bu ahırı. Ve kimden danayı alırsa danaya onun ismini verirdi.Bir keresinde danalarının isimlerini bana saydığında, sanki inek liginin kadrosunu saydığını sanmıştım.Kuluto mahallesinden Erginin danasına Ergin esmini vermişti.Gır mahallesinden Fevziden aldığına Fevzi ismini, sırasıyla Tuncer, Selim, Talat, Hüsnü Sılo. Ramo, Hiko Mulmar, Şeğo. Sevo, diye tek tek sayardı.Hepsine ismiyle hitap ettiğinden çoğu ismini bilirdi. Çoktan elinde bulundurduğu emektar olanlar İsimleriyle çağrıldığında hemen döner hafiften mölerdi.En son Kuşçadan teyzem Basenin oğlu Yusuftan danayı almış , onun ismini vermişti.Bir akşam amcam Mahirin oğlu Yusuf, Danimarkadan izine gittiğimizde hoşgeldine gelmişti babamın evine.O zamanlar izine gelenlere anında konu komşu hoşgeldine gelirlerdi. Artık o adetlerde ortadan kalktı ya… Şimdi ancak çarşıda karşılaşılırsa birbirlerine merhaba diyorlar…
Yusuf!, dedim, Yanlış anlama İlyasın bir danası var, ismide Yusuf dedim. İlyasa dana’nı satarsan dananın ismi anında Yusuf 2 olur deyince kahkahalarımız balkon kapısından uzaklara kadar yayılmıştı. İlyas kardeşim hepsini muntazam kaşağılar, altlarını devamlı kuru tutardı.Birde ahırda Kuşça’dan dayım PISO’nun ona verdiği yaşlı bir SAYİS ( teke)vardı.Kesip yemeleri için, İlyas kardeşime öylesine vermişti.İlyas onu kesmeye kıyamamış, danalarını beslerken onunla devamlı konuşur, eliyle onun alnına vurur, teke’de ön iki ayaklarını kaldırır İlyasın avuçlarının içine vururdu. İlyas ona SARI GÖZ ismini vermişti.Sapsarı gözleri vardı. Göz bebekleri yok gibiydi.İlyas ona uzaktan Sarı gööööz!!, Çow zaaaar !! diye bağırırsa anında ona döner kesik kesik Mehhe ehe ehe! diye melerdi.İlyas onun tiftiğini ahırda bulundurduğu eski bir tarakla tarar, bir yandanda ona maniler söylerdi. Sarı göz,tekkem, çow zaro Yonca ekeyim hatta omaro Halçinim Yoncayı hatta avro Yerim seni Sarı Göz, Sayiso Sucuk yaparım ciğerlerini Ğayiso Eli varmıyordu onu kesmeye, ama bir yandanda düşünmeden edemiyordu” Ya ihtiyar tekke aniden ölürsede yazık olurdu o kadar emeğe hayal ettiği kavurmaya. Keçi etide lezzetli olurdu zahir… İlyas evimizin yanında komşumuz Hamit kızılkaya ve kardeşi Selahattinle voleybol oynuyordu. Filede iki taşın arasında sabit tuttuğu kureğe bağlı ince bir ipten oluşuyordu. Ucuda duvara çakılı bir çiviye bağlıydı. Bazen sert servis çekildiğinde çivi yerinden çıkar tekrar duvara bağlarlardı.Gazozuna iddalı maçlar oynar, ter içinde kalırlardı.Babam çarşıdan gelince başını sağa sola sallar, sitemini belli ederdi. İş güç varken oyun oynuyoruz diye kızardı. Hatta evde oyalanıyoruz diye evde köpek beslememizede karşı çıkar, kızardı.Bu yüzden İlyasın getirmiş olduğu kankal köpeği yavrusunu İlyasın karşı çıkmasına rağmen Tolo yaylasında koyunculuk yapan Mahmi Mahmadi Bıreye vermişti.İlyas kardeşim akşamları inek hırsızları için kapıda beslemeyi düşünüyordu.İlyas kangal yavrusu bu köpeği babasının başkasına vermesine içerlemişti -Göreceksiniz dahada büyük birini, eliyle tarif ederek.”Ha böyle bir taneyi getireceğim, göreceksiniz!! demiş, çarşıya, kahvehaneye gitmişti. İsmet Özelin kahvehanesinde arkadaşları Ramazan Bilen, Selahattin kızılkaya, Haci çelikin oğlu Wahti, ve kardeşi Mamoyla OKŞİN oynarlardı, uzun kış gecelerinde.Gün batımında eve döndüğünde evinin önünde biriken kalabalığı gördü.İlyas köşeden görünür görünmez, __Sonunda dediğini yaptın, köpek getirmişsin!! ,diyen babasına dönüp, __Valla ben getirmedim bu köpeği!! demişti.Komşumuz Hale Mıstavi Oske; İlyoz İlyoz, çocukların hepsi burdan geçmeye korkuyoruz, az kurbon götür bu köpeği burdan! deyince, İlyasın gözü bu oldukça büyük heybetli kangal köpeğine takılmıştı.Bu köpekte neyin nesi diye düşünürken, köpeğin boynuna takılı zincirin ucundaki SİLKA dediğimiz uzun bir demir parçasının taşlara takıldığını farketmişti.Herkes İlyasın bu köpeği getirip taşa bağladığını düşünmüştü.Önceki gün İlyasın ”Göreceksiniz büyük bir köpek getireceğim. İnadına getireceğim, benim küçük köpeğimi verirsiniz değilmi? sözünden sonra bu köpeğin gelip zinciriyle taşlara takılmasına, İlyas getirdi diye hükmetmelerine sebep olmuştu.Köpek KATE yaylasında besicilik yapan Ehsoni Hasi Kolkeninmiş. Ehson amca mahalle mahalle bu görkemli kangal köpeğini aramış sonunda yolu mahallemize düşmüştü. O akşam öncesi herkes derin bir oh! çekmişti. İlyas o moralsizlikle kendisini danalarının arasına atmıştı.Moralsizliğini atlatmak için danalarıyla konuşur, Sarı göz’le şakalar yapardı.
_
Lan Hüsnü!, diyordu alacalı danasına ‘Seni satmanın vakti geldi artık! Hele sen Yusuf! İki ay oldu daha hala ismini öğrenemedin gitti. Sende yolcusun diyordu ” Vay yavrum Cengiz demişti simsiyah bir yaşındaki danasına, Maşallah iyice semirdin, artık seni beslemek cepten yemek gibi olur, sende yolcusun! demişti.” Hele sen Mulmar! Elindeki kaşağıyla Mulmar isimli danayı sert sert kaşağılıyor, keyifle büzdüğü dudaklarıyla ıslık çalarken, ”Senden en az bin papel cepte kara gözlü Mulmarım!” deyip ıslıkla Lorke lorke şarkısını çalıyordu. İhtiyar tekkesi SARI GÖZ’e gözleri takıldı Onudamı kaşağılasaydı ne? Hiç denememişti.Sarı göz kaşağılanmaya gelmiyordu. Meehhe he ehe diye kesik kesik melemişti sırtı acıyınca.Kaşağı uzun tiftiğine takılıyordu.
Sarı göz, çow zaro
Yonca getireyim jı taro
Öyle bakma sarı sarı kırkaro,
Diye keyifle bir şarkı tutturmuşken komşumuz Hamit Kızılkayanın onu çağırdığını duymuştu. Hamit ve kardeşi Selahattinde dana beslerdi. Birbirlerinden mal aldıklarıda olurdu. Satarkende bazen beraber mezbahaya giderlerdi. Uzun kış gecelerinde Selahattin ve Hamitin annesi Mıstafi Ehmadın karısı Fote Gıro onlara eskilerden masallar ve özellikle CİNPERİ hikayelerini anlatırdı.Yanan sobanın üstüne kestane koyup pür dikkat herkes eskiden yaşanmış öyküleri dinlerlerdi. İlyas en çok CİNPERİ hikayelerine merak salardı.Fote Gıro eskilerin anlattığı yaşanmış bu Cinperi hikayelerini anlatır, İlyas hem korkar hemde heyecanla anlatmasını isterdi.Lamba ışığının o loş aydınlığında anlatılan o masalların bir başka tadı olurdu.Fote Gıro anlatır, etraftan çıt çıkmazdı.”İlyas oğluma anlatayım!”, dedikten sonra devam ederdi,
Genellikle CinPeriler keçi kılığına girerler. Artık onlara benzediği içinmi bilinmez, çok kimseden keçi kılığına giren bu cinlerin hikayelerini duydum, demişti. Yolda yanlız dolaşan keçi görürseniz; Pısım, pısım , Pısım deyip uzaklaşın diyordu Fote gıro. Loke ğaro kotkım diye devam etmişti İlyas oğluma söyliyeyim, Kuşçalı ihtiyar bir amca tarladan at arabasıyla dönerken yolda bir oğlak görmüştü.Herhalde sürüden kalmıştı zavallı diye düşünmüş, kucağına alıp yola düzülmüştü. ZINORİ RAŞ mevkisine, Celil boğazına yaklaştığında, elindeki keçi yavrusu beyaz oğlağın ona dikkatli dikkatli baktığını farketmemişti.Amcanın karısı ve çocuklarıda farkında değillerdi. Oğlak birden yuzü dönük olan ihtiyar amcaya vahşi hayvanların saldırırken çıkardığı bir sesle saldırmış kucağından hoplayıp karanlıkta kaybolmuştu.Tabi zavallı amca bayılmıştı anında. O günü takip eden günlerde amca içine kapanmış, o korkuyu atlatamamıştı.İlyas oğluma anlatayım diye sözüne devam ederek, Rahmetli annem bana anlatmıştı ..Ama en iyisi anlatmıyayım korkarsın ! dediğinde İlyas kardeşim Nolur ! Nolur Ğoltiye Fote Anlat dediğinde, Fote Gıro devamla” Rahmetli annem bir gün keçilerin bizim evin bahçesinde yerden çıktıklarını görmüştü. Ama diyordu Rüyamı, gerçekmi pek emin değilim demişti bana!”.O kadar korkulu, yaşanmış hikayeler anlatılırki, ellerindeki çaylar unutulur, soğurdu.İlyas kardeşim bunca korkutucu keçi hikayeleri anlatılmasına rağmen ahırdaki keçisi SARI GÖZ aklına bile gelmemişti.Hamit ve Selahattin kardeşler İlyasa kahvehaneye gidelim OKŞİN atalım deyince hep beraber gecenin karanlığında yola çıkmışlardı.İlyas giderken ahırın kapısındaki zinciri çözüp uzun bağlamış, ahırın havalanması için kapıya aralık koymuştu .Gece geç vakitlere kadar iskambil oyunları oynamışlar, saat 23,30 civarında eve varmışlardı.Hamit ve Selahattini evlerine uğurladıktan sonra ahıra gitmişti. İlyasın en çok sevdiği zamanlardı böyle kahvehane sonrası danalarını keyifle kaşağılardı.Ahırın ta uç köşesinden danası Hüsnüden başlamıştı kaşağılamaya.Sırtı ahırın kapısına dönük kaşağılarken birden keçisi Sarı Göz Meeehhehee he!! diye melemişti.İlyas hiç oralı olmamıştı.Keçi bir kez daha Meeheh he heee!! diye meleyince İlyas sarı göze bakmış gene kaşağılamaya başlıyacakken, Sarı göz MEEEEHEHE HEE HEE! diye meleyip iki ayağını havaya kaldırıp şaha kalkar gibi yapmıştı.Bir yandanda sarı sarı gözlerini İlyasa dikip dikip bakarken İlyasın aklına keçilerle ilgili anlatılan CİNPERİ hikayeleri gelmişti.İlyasın alnı terlemiş soluk soluğa kalmış o sarı göze , sarı göz ona bakıyordu.İlyas onun bu bakışlarından korkmuş, yoksa cinperimi diye ecel terleri döküyordu.Birden elindeki kaşağıyı yere atıp son süratle Pısım, !!Pısım,!! Pıssssııım! deyip dışarıya danalara çarpa çarpa kendisini zor atmıştı.Ahıra kurt’da girse dönüp bakmıyacaktı.O içeriye kapağı atarken keçisinin melemesi hala duyuluyordu. İlyas sabaha kadar Felak ve nas surelerini okumuş, Ayetel kürsüyü belki elli defa okumuştu.Bir yandanda _Lan Sarı Göz, Çow zar, Seni kesmek şart oldu! diye hırsla söyleniyordu.Artık senin olduğun ahırda ben duramam, görürsün! diye dişlerinin arasından korkuyla fısıldıyordu kendi kendine. Sabahın nasıl olduğunu anlıyamamıştı.Yatakta olmasına rağmen aklına hep kötü şeyler Sarı gözün sivri boynuzlarıyla kapıya vurup gelmesinden bile korkmuştu. Fote Gıro’ya bir dahamı asla korkulu masallar anlatmasını istemiyecekti. Allah göstermesin birde dana kılığına girmiş cinperilerdende bahsederse bir daha ahırada giremezdi AlimAllah. Sabah erkenden İlyas iki bıçağı birbirine sürtüyor, körelmiş bıçakları keskin yapmakla meşguldü. __Baba ne yapacaksın? diyen oğlu Buraka, __Yavrum size kavurma yapacağım! dediğinde ”Yazık kesme diyen oğluna; __Onu masallar diyarına yollıyacağım. Yani oğlum onu kesip size sucuk yapacağım! demişti.İlyas ahırın kapısını açık bırakıp Sarı Gözü boynuzlarından tutmuş çıkarmıştı.Hamit ve Selahattin pencereden İlyasın ihtiyar tekkesini çıkardığını görmüşler, yanına gelerek; __Ne o İlyas?Akşamki masallardan dolayı korkup keçiyi kesecekmisin yoksa? diyerek gülünce; -Yok ya!! He hee!, Keçiden korkulurmu! demişti bıyık altından gülerek.O gün keçi kavurmasının kokusu yayılmıştı mahalleye. Gene gece vaktinde İlyas, bir elinde keçi kavurması dolu kalın dürümü , diğer eliyle danalarını kaşağılıyordu.Saat gene 23,30 civarlarıydı. _Ben seni yerim böyle sarı göz! Kavurma yapar yerim seni Sarı Göz!,diye ağzı dolu şarkı söylerken birden arkasından bir meleme duydu. Bu bir keçi sesiydi.MEEEEHHEE HEHEEEE HEE!!, korkuyle döndü.Bu Hamitti. İlyası korktmak için gelmişti. Onun korkuyle panik halini görünce kahkahalarla gülmüş, gözlerinden yaşlar akmıştı.Ağzı kavurmayla dolu İlyasın bu kadar korkacağını tahmin etmemiş, musluğa bağlı hortumla ağzına su tutmuştu.İlyas boğazında kalan keçi kavurmasını zorlukla yutmuştu.Hamit İlyasın rahatladığını görünce, __Korkma kimseye söylemem! diye gülüyordu. _Sende bir keresinde az korkmamıştın. Saklambaç oynadığımızda abim İsmail küçük tandır evinin arkasından yukarıya el küreğini kaldırdığında sen CİNPERİ gördüm diye korkudan ağzı açık lal olmuştun. Nefesin kesilmiş bir kelime bile söyliyemez halde kalakalmıştın, Hatırlıyorsun değilmi? Hatta cinperi gördüm. kafası yuvarlak, ince bir boyu vardı! demiştin Aslında o gördüğün abimin yukarı kaldırdığı el küreğiydi, diye kahkahayı basmıştı İlyas. __Evet ben karanlıkta o küreği başı yuvarlak bir cinperi diye sanmıştım. Nerden bileyim İsmailin onu havaya kaldırdığını.İlyas devamla; Tamam sende benim korktuğumu söyleme. Bende senin kürekten korktuğunu söylemiyeyim! deyince ikiside kahkahaları atmışlardı.Çardakta oturan Fote Gıro ve kocası Mıstafi Ehmat ve Selahattin Hamit ve İlyasın bu kahkahalarını duyuyor, bir anlam veremiyorlardı. Selahattin şunları bir korkutayım deyip yavaş adımlarla ahıra doğru gitmişti. Birden MEHEEE HEE HEE! Diye keçi gibi meleyince İlyas;
-Artık yemezler, keçi kavurmasını böyle yerler. Eski keçiler kavurma oldu , bilmiyormusun!. Biz bir iki keçiye pabuç bırakacak adam değiliz! deyince, Hamit manalı manalı gülmüş.
İlyas fazla içine girme bu konunun bak söylerim haaa! deyip İlyasla beraber kahkahalar atınca, Selahattin bir anlam verememişti bu gülmelerine….Üçüde ahırdan çıkmıştı. Çardakta oturan Fote Gıro İlyaaas oğlum gel Cinperi hikayelerim var, yeni hemde duymadığın!!.. deyince, İlyas hızlı adımlarla eve doğru yol almış duymazlıktan geliyordu…..Bir yandanda duyacağı şekilde ,Bir dahamı tövbeeee… diyordu fısıltıyla kendi kendine…..
BIRONGO.

12-03-2022

(Umarım beğenirsiniz sevgili öykü sever kardeşlerim)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.